İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 14. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2006/11975 K.2006/13993

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.03.2005 gününde verilen dilekçe ile Türk Medeni Kanunun 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kesin hüküm nedeniyle reddine dair verilen 04.04.2006 günlü…

Esas2006/11975Karar2006/13993Tarih28 Kasım 2006Okuma4 dk · 826 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/11975 E., 2006/13993 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
28 Kasım 2006
Mahkemesi
Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

826 kelime·4 dk okuma·1 bölüm

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.03.2005 gününde verilen dilekçe ile Türk Medeni Kanunun 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kesin hüküm nedeniyle reddine dair verilen 04.04.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, Türk Medeni Kanunun 724. maddesine dayanılarak açılmış temliken tescil istemine ilişkindir.

Mahkemece dava kesin hüküm olgusu nedeniyle reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.

Gerçekten, Türk Medeni Kanunun 718. maddesi uyarınca arz mülkiyeti kapsamına yasal kısıtlamalar ayrık olmak üzere binalar, bitki ve kaynaklar da girer. Yasanın 724. maddesi mülkiyet kapsamına istisna getirmiş, zemin ile üzerindeki yapı arasında bağlantıyı kesmiş ve bazı koşullar gerçekleşmiş ise, arazinin yapı sahibi adına tesciline olanak sağlamıştır. Bunun için;

Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla bir yapı yapılmış olmalıdır.

Anılan maddede bina sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir.

Bu yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin, inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir. (subjektif koşul)

Yapının, dava tarihine göre hesaplanacak değeri, zemin değerinden, açıkça daha fazla olmalıdır. (objektif koşul)

Yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise, tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsar. Mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için de bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının mümkün olması gereklidir.

İptale konu olacak zemin bedelinin arsa sahibine ödenmesine karar verilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar, ödenecek bedelden mahsup edilmelidir.

Görülüyor ki; bir kimsenin Türk Medeni Kanunun 724. maddesinden yararlanarak yapısı nedeniyle başkasına ait arazinin adına tescili talebinin kabulünde aranan bir koşulda üzerine bina yapılan arz parçasının ana taşınmazdan ifraz olanağının bulunmasıdır. Davacı tarafından aynı davalı aleyhine açılarak mahkemenin 1996/22 Esasında kayıtlı dava konusu taşınmazın birinci derecede sit alanı içinde kalması ve ifrazındaki engel nedeniyle reddedilmiştir.

Eldeki davada ise, taşınmazın bulunduğu alanın üçüncü derecede sit kapsamı içinde kaldığı, İmar Mevzuatındaki değişiklik nedeniyle artık ifrazının da olanaklı hale geldiği yasal engellerin kalkması nedeniyle taşınmazın Türk Medeni Kanunun 724. maddesi hükmünce tescili istemiyle açılmıştır.

Burada, öncelikle mahkemenin davanın reddine neden yaptığı kesin hüküm olgusu üzerinde durulması gerekmektedir. Usul Hukukumuzda bir mahkeme kararının şekli anlamda kesinliğinden o karara karşı artık olağan kanun yollarına başvurulamaması anlaşılır. Örneğin; bazı kararlar vardır ki, bunlar temyizi ... olmayan, verildikleri anda kesin olan kararlardır.

Diğer bazı kararlarda kanun yoluna başvurma süresinin geçirilmesi veya kanun yoluna başvurmaktan vazgeçilmesi ya da kanun yoluna karşı yapılan başvurunun reddi suretiyle kesinleşebilir. Bu tür kesinleşen kararlara şekli anlamda kesinleşmiş kararlar denir. Böyle de olsa, şekli anlamda kesinleşmiş bir karara karşı olağan kanun yollarına başvurmak mümkün değildir.

Şekli anlamda kesin hükümle sonuçlanan bir davada esasen taraflar arasında var olan çekişme değil görülmekte olan dava sona erer. Aynı çekişmenin aynı tarafları arasında yeni bir davaya konu yapılmaması için maddi anlamda kesin hükme bağlanması gerekir. Maddi anlamda kesin hükmü ise, HUMK. m.237’de düzenlenmiştir. Anılan hükme göre maddi anlamda kesin hükümden sözedebilmek için davanın taraflarının davada dayanılan hukuki sebebin ve dava konusunun aynı olması gerekir.

Somut olayda; dava konusunun (müdeabihin) ve tarafların aynı olduğunda kuşku yoktur. Dava sebebinden anlaşılması gereken ise, dayanılan hukuki sebepler değil, davanın dayanağı olan vakıalardır. Çünkü, davanın gerçekteki sebebi dayanılan vakıalardır. Vakıalar davacının netice talebini haklı gösterecek olaylardır. Hakim bu olaylara uygulanacak Yasa hükmünü re'sen saptayıp uygulamak zorundadır.

Nitekim somut olayda, davacı az yukarıda açıklandığı üzere önceki davada davanın reddi için gerekçe yapılan vakıada sonradan değişiklik olduğunu, yeni düzenleme sonucu dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin birinci derecede sit alanı kapsamından çıkartılarak üçüncü derece sit alanı kapsamı içine alındığını, öte yandan, imar mevzuatındaki değişiklikten ötürü de artık ifrazen taşınmazın ayrı bir parsel adı altında tescil olanağı doğduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.

Bundan dolayı kesin hüküm olgusunda aranması gereken dava sebepleri (dayanılan vakıalar) ilk dava ile sonradan açılan bu davada farklı farklı olduğundan sonradan açılan bu davadaki vakıaların mahkemece değerlendirilmesi kesin hükmün varlığı hakkında bunun sonucuna göre bir hükme varılması gerekir.

Yapılacak değerlendirmede her iki davada dayanılan vakıaların farklı olduğu sonucuna ulaşılırsa kuşkusuz kesin hüküm söz konusu olmayacak ve davanın esasının incelenmesi gerekecektir.

Böyle olunca mahkemece yapılması gereken iş; önceki davada davanın reddi için gerekçe yapılan vakıalarda değişiklik bulunup bulunmadığını saptamak sonradan dayanılan vakıalarda değişikliğin varlığı kabul edilirse, kesin hükümden bahsedilemeyeceğinden yukarıda ortaya konan ilkeler doğrultusunda davacının Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanılarak açtığı temliken tescil davası koşullarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediği yönü üzerinde durarak sonucuna uygun bir hüküm kurmak olmalıdır. Bütün bu yönler bir yana bırakılarak kesin hükümden söz edilmek suretiyle davanın yeterli olmayan değerlendirme araştırma ve inceleme sonucu reddedilmiş olması kararın bozulmasını gerektirir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 28.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/11975, K. 2006/13993, 28 Kasım 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2006/11975
Karar No
2006/13993
Tarih
28 Kasım 2006

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2006/11976 K.2006/14882
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2006/11976 K.2006/14252
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2006/11976 K.2006/13601
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2006/11977 K.2006/15181
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2006/11977 K.2006/14243
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2006/11978 K.2006/14896

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.