KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/14899 E., 2007/2210 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 2.6.2004 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi istenmiş, birleştirilen davada da davacı İbrahim ve ... tarafından tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; meraya elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair verilen 31.7.2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar (birleştirilen davanın davacıları) ... ve ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 6.3.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı (davalı) ... ve vekili Av....ile karşı taraftan Hazine vekili Av. ... geldiler.
Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... Tüzel Kişiliği 132 parsel sayılı mera parselini davalıların sürerek kullandıklarını iddia ile davalılar ..., ... ve ... tarafından yapılan bu elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ... açtıkları ve eldeki dava ile birleştirilen davada elatmaya konu yerin kendi zilyetliklerinde olduğunu ileri sürerek mera kaydının iptali ile adlarına tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Mahkemece davalılar ... ve ...'in meraya elatmasının önlenmesine, birleştirilen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı birleştirilen davanın davacısı ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağıda açıklanan neden dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Davacı Köy Tüzel Kişiliği meraya elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur. Elatılan mera alanı mahallinde yapılan keşifte 103.400 metrakare olarak belirlenmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilirken, ziraatçi bilirkişinin zirai gelir metoduna göre belirlediği değer harç ve vekalet ücretine esas alınmıştır. Dava konusu taşınmaz herne kadar davalılar tarafından kullanılıyor ise de mera olduğu kesinleşmiş, mahkeme hükmü ile sabittir.
Bu durumda meranın değerinin tarım arazi olarak değil mahalli bilirkişinin keşifte gösterdiği değere göre belirlenmesi gerekir. Zira, meraların amacı dışında tarım arazisi olarak kullanılması olanağı yoktur. Hal böyle olunca da yerel bilirkişinin taşınmazın 2500 metrekaresinin değerinin en fazla 700.00 YTL olacağını bildirdiği nazara alınarak dava değerinin buna göre belirlenmesi gerekir. Bu değer ise 28.952,00 YTL.dir.
Harç ve vekalet ücretininde bu değer üzerinden belirlenmesi halinde mahkemece fazla harç ve vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır.
Bu durum doğru değil ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK.nun 438/VII maddesi gereğince düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/14899, K. 2007/2210, 6 Mart 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama