Davada 25 ada 140 parsel sayılı taşınmazın izale-i şuyu ihalesi sonucu vekili olan babası ... tarafından kendisi adına satın alındığını iddia eden davacı kayıttaki babası adına olan payın iptal ve tescilini istemiştir.
Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davacı, Tapu Sicil Müdürlüğü ve davalı ... temyiz etmiştir.
25 ada 140 parsel numaralı taşınmaz tapuda 291 m2 olarak 1968 yılında yapılan kadastro sonucu dava dışı bazı kişiler adına kayıtlıdır. Dosyada yer alan ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 1967/130 sayılı izale-i şuyu davası sonunda satış yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verildiği, satışın kesinleştiği Mahkemenin 6.12.1975 tarihli tezkeresi ile dava konusu taşınmazın davacının babası ... ile davalı ... adına tescilinin istendiği görülmektedir.
Gerçekten bu hale göre taşınmazın mülkiyeti Türk Medeni Kanununun 705.maddesi hükmünce tescilden önce kazanılmıştır. Yine dosyada yer alan Noterlikçe biçimine uygun düzenlenen 7.12.1971 tarih ve 5.5.1982 tarihli vekaletnamelerden davacı ...'ın babası ...'ı vekil tayin ettiği anlaşılmaktadır. Ancak kapsamı incelenen bu vekaletnamelerde vekile dava konusu taşınmazın kendi adına alınması için özel bir yetki verilmiş değildir.
Kaldı ki bu vekaletnamelerdeki tarihler dava konusu taşınmazın satışından sonraki tarihleri içermektedir. Diğer taraftan gerek izale-i şuyu davasına gerekse taşınmazın satış işlemlerine davacının babası ... davacının vekili olarak katılmamış bu sıfatla hareket etmemiştir. Bundan dolayı da satış memurluğunca satış alıcı olarak hareket eden davacının babası adına yapılmıştır.
Burada öncelikle 5.12.1979' da ölen ...'ın diğer mirasçılarının davada taraf durumunu almaları, Tapu Sicil Müdürlüğüne'de husumet'in yöneltilemiyeceği hususları üzerinde durulması gerekecektir.
Dava gerçek kişiler adına olan kaydın iptal ve tescili istemi ile açıldığından kuşkusuz burada Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet düşmez. Mahkemece davaya dahil edilen tapu sicil müdürlüğü aleyhindeki davanın husumet noktasından reddedilmemesi açıklanan nedenle doğru olmamıştır.
Davacı açtığı bu davada her ne kadar terekedeki hakkına değiL müstakil bir hakkının varlığını ileri sürerek mülkiyetin aktarılmasını istemiş ise de az yukarda söz edildiği üzere 25 ada 140 parselin mülkiyeti Türk Medeni Kanunun 705.maddesi uyarınca tescil den önce kazanılmış, taşınmazdaki 1/2 pay davacının miras bırakanı ... adına oluşmuştur. davada muris üzerine olan bu payın iptal ve tescili istendiğinden dava elbirliği (iştirak) halindeki mülkiyet rejimine tabi olduğundan ...'ın tüm mirasçılarına yöneltilmelidir. Çünkü tapudaki 1/2 payın mülkiyeti bir bütün olarak ... terekesinin tüm ortaklarına aittir. Davanın doğru hasma yöneltilmeden sonuçlandırılması da bu nedenlerle yanlıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş davaya ...'ın elbirliği ortaklarının katılımını sağlamak, onlarında delillerini toplamak, davacının murisi babası ...'a salt vekalet vermesinin bu davadaki isteme etkisini değerlendirmek, tapu sicil müdürlüğü hakkındaki davayı husumet noktasından reddetmek davacı ile ... terekesi arasındaki çekişmeyi esastan gidermek olmaladır. Bu yönlerin gözetilmemesi bozmayı gerektirir.
Kabule göre de davacının taşınmaz üzerindeki mülkiyetin tespitine ilişkin açtığı bir davası olmadığı halde muhtesat tespiti yapılması, yine taşınmazdaki kalan 1/2 payın tesciline ilişkin davacı yada davalı ...'ın davası yokken kanunlara ilişkin hüküm kurulması H.U.M.K.nun 72.maddesine aykırı olmuştur.
Karar tüm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ. Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 27.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.