İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 14. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2006/4236 K.2006/6278

Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 15.08.2005 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhindeki davanın husumet yönünden reddine, davalı ... İdaresi aleyhindeki…

Esas2006/4236Karar2006/6278Tarih2 Haziran 2006Okuma7 dk · 1.480 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/4236 E., 2006/6278 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Haziran 2006
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.480 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 15.08.2005 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhindeki davanın husumet yönünden reddine, davalı ... İdaresi aleyhindeki davanın kabulüne dair verilen 22.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... İdaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, tapu kaydındaki vakıf şerhinin silinmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, dava kabul edilmiş, hükmü davalı ... İdaresi temyiz etmiştir.

Uyuşmazlık konusu 323 ada 29 parselin kadastrosu 1980 yılında yapılmıştır. Kadastro tutanağında “Hersekzade Vakfı” şerhi bulunduğu görülmektedir. Kadastro tutanağında bu şerh yer aldığına göre taşınmaza revizyon gören tapu kayıtlarında aynı şerhin bulunmasının aranması gerekmez. Mahkemenin evveliyat kayıtlarında vakıf şerhi olmadığını gerekçe yaparak davayı bu nedenle kabul etmesi doğru olmamıştır.

Bu tür davalarda vakıf türünün saptanması ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli parselle de vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediği hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması gerekir.

Uygulamada; önemli olan vakıf ismi değil, niteliğinin aşağıda gösterildiği biçimde belirlenmesidir.

Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumları ayrı ayrı olacağından dava konusu parselle vakfiyenin keşif yapılarak bağlantısı sağlanmadan bir başka dava sebebiyle alınan rapor emsal

sayılamaz. Kaldı ki, uygulama aynı vakfiye kapsamındaki bir kısım yerlerin sahih, bir kısım yerlerinde gayrisahih kabilinden vakıf olabileceğini ortaya koymuştur.

Bir malın vakıf malı olmadığının isbatı onu iddia edene düşer Bu iddia, tapu kaydı, evkaf idareleri; şeriye mahkemeleri ve mütevellilerce tutulup daha sonra tapu idarelerine aktarılan defter kayıtları, vakıf defterine işlenen vakıfnameler ile kanıtlanabileceği gibi, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesinde belirtilen belgelerden olduğu uygulamada kabul edilen deftere işlenmemiş vakıfnameler, muteber mütevvelli ve temessük senetleri, evkaf idarelerince tutulan sair defterler ile de kanıtlanabilir.

Bilindiği gibi, konusu mülk arazi ve diğer mülk olan menkul ve gayrimenkul mallar sahih vakıflardır. Bu malların tüm tasarruf hakları rekabesi (kuru çıplak mülkiyeti) vakfa aittir. Vakfın bir başka türü de, devlete ait (miri) arazi üzerinde padişah yada onun izin verdiği kişi tarafından kurulmuş gayri sahih vakıflardır.

Gerek sahih, gerekse sahih olmayan türdeki ..., önceleri vakfı tarafından tamir veya yeniden yaptırılırken zamanla vakfın buna gücü yetmemesi nedeniyle mukataa ve icareteyn usulü doğmuştur.

Mukataada; vakıf taşınmaz, kendi olanaklarıyla vakıf tarafından inşa ve onarılmasının mümkün olmaması sebebiyle bina yapmak, ağaç bağ kütüğü veya bağ çubuğu dikmek ve bunların durması karşılığında vakfa her sene maktu bir zemin kirası ödemek suretiyle kiralanmış, bu suretle yapılan bina ve dikilen ağaçlar yapanın veya dikenin malı sayılmış ve ölümü ile de bunların mirasçılarına geçeceği mukaatanın yani kira karşılığının verildiği sürece mukavelenin fesh edilmeyeceği ve arazi üzerine yapılan muhtesatın kaldırılamayacağı kabul edilmiştir.

İcareteynde ise, yok olan vakıf binalarının yeniden inşası için bir tür süresiz kiraya benzeyen usul oluşturulmuş, kiracıdan kıymetine eşit “müeccele” denilen peşin bir bedel alınıp harab olan bina vakıf tarafından yeniden tamir ettirilerek her sene “muaccele” adı verilen küçük bir bedel karşılığı süresiz olarak kiracılarına bırakılmıştır. Kira parasını ödeyerek hak kazanan kimseye ise mutasarrıf denilmiş, tasarruf hakkı da ölümle mirasçılarına intikal ettirilmiştir.

2762 sayılı ... Yasasının yürürlüğü ile vakıfa ait taşınmaz malların incareteyne veya mukataaya bağlanması yasaklanmış ve eskiden konmuş olanlarında tasfiyesi için hükümler getirilmiştir.

Gerçekten anılan yasanın 27, 29 ve 30. maddelerinde özetle “...mukataalı toprakların ve icareteynli taşınmazların mülkiyetlerinin 20 misli bir taviz karşılığında mutasarrıflarına geçirileceği, 10 yıl içinde taviz verilmek yoluyla icareteyn ve mukataa kayıtları terkin edilmemiş olanlarının mülkiyetinin ise 10 yıl sonunda kendiliğinden mutasarrıfına geçeceği vakfın hakkının ivaza dönüşerek taşınmazın tamamının ivaz karşılığında birinci derecede ve birinci sırada ipotekli sayılacağı, ayrıca tavizler tamamen ödenmedikçe o mallar üzerindeki temliki tasarrufların tapu dairelerince tescil olunamayacağı...” öngörülmüştür.

Burada belirtilmelidir ki; vakıf malın mülke dönüşümü ve mutasarrıfına intikali için alınan taviz bedeli icare ve mukataa karşılığı olup, bedel ödenmedikçe o mal üzerinde temliki tasarruf tapu idaresince tescil edilemeyeceğinden bunu (taviz bedelini) “gayrimenkul mükellefiyeti” (M.K. m.849) olarak anlamak gerekir.

Yine, burada üzerinde durulması gereken diğer bir sorun da; üzerinde vakıf şerhi taşıyan tapu kayıtları kapsamındaki tüm taşınmazlar için taviz bedeli ödenip ödenmeyeceği meselesidir. Uygulamada, çekişme konusu taşınmazların taviz bedeline tabi olup olmadığının tesbitinde, kayıtlardaki vakıf şerhlerinin şeklinden çok içerdiği hakkın mahiyetinin tesbiti gerekeceği kabul edilmektedir.

1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 4.maddesinde araz-i mevkufenin iki kısım olduğu bunlardan birincisinin sahihhan araz-i memlukeden (mülk arazi) iken şeri usullere göre vakfedilmiş olan sahih ...; ikincisinin ise tahsisat kabilinden (gayri sahih, irsat kabilinden) ... olduğu belirtilmiştir. Tapu kaydında vakıf şerhi bulunan bir taşınmazın taviz bedeline tabi sahih mukaatalı veya icareteynli bir vakıf olduğunun söylenebilmesi için Arazi Kanunnamesinin 121. maddesinde belirtildiği üzere öncelikle bu taşınmazın vakfedenin özel mülkü olması gerekir. Osmanlı Hukukunda mülk arazi dört türden oluşmaktadır:

a- Eski köy ve kasaba sınırları içinde bulunan arsalarla bunların kenarlarında bulunan ev ve benzeri gibi oturmaya yarayan yerleri tamamlayan yarım dönüm tutarındaki yerler,

b- Sahih temlikle ve kamu yararı amacıyla üçüncü bir kişiye temlik edilen miri arazi.

c- Öşürlü arazi,

d- Haraçlı arazi,

Yukarıda sayılan dörttür araziden olan bir taşınmazın vakfedilmesi halinde sahih bir vakıftan ve bu taşınmaz daha sonra icareteyn veya mukaataya bağlanmış ise tavize tabi taşınmazdan söz etmek mümkündür.

Tahsisat kabilinden (gayrisahih) vakıf ise Arazi Kanunnamesinin4.maddesinde “Araz-i miriyeden bilifarz selatini uzam hazeraatının veyahut bizzat izni ile aharlarının vakfeylemiş olduğu arazidir ki bu misillu arazinin vakfiyeti yalnız araz-i miriyeden bir kıta-i müfrüzenin aşar ve rüsumatı misillu menafii miriyesi tarafa saltanatı seneyeden bir cihete tahsis demek olduğundan bu makule araz-i mefkufe evkafı sahihden değildir.” şeklinde tarif edilmiştir.

İşte tahsisat kabilinden olan bu vakıflarda hiçbir şekilde bedel ödenmesi gerekmez. Çünkü, bu tür vakıflarda vakfedilen şey vakfedenin kendi mülkü değildir. Burada yapılan Sultan veya bizzat izin verdiği kişi tarafından miri arazinin belirli bir kısmının aşar ve rusumatı (resimleri ve vergileri) gibi gelirinin belli bir amaca tahsis edilmesidir.

Her ne kadar ... Yasasının 27.maddesindeki taviz bedeli hükmü, sahih olmayan ... yönünden konuya tam bir açıklık getirmemiş ise de, 17 Şubat 1341 tarih, 552 sayılı Aşar’ın ilgası ve Yerine İkame Edilecek Mahsulatı Arazi Vergisi Hakkındaki kanunla devlet gerek öşür ve gerekse bedel-i öşür mukataasından vazgeçmiş taşınmazın vakıfla ilgisi kesilmiştir. Bu itibarla “aşar ve rusumatı vakıf ve tahsis edilmiş” taşınmazlar için taviz bedelinin alınamayacağı açıktır.

Esasen bu yönde gerek uygulama, gerekse doktrinde tam bir görüş birliği mevcuttur. Söz konusu madde 4.4.1995 tarih, 4103 sayılı yasa ile (sahih, gayrisahih tahsisat kabilinden vb. mevcut mukataalı toprakların veya icareteynli gayrimenkulların mülkiyetleri, bu gayri menkul hakkında illerde defterdarlık, ilçelerde mal müdürlüğü kıymet takdir komisyonunca takdir edilerek rayiç bedellerinin yüzde elli oranında hesap edilecek taviz karşılığında mutasarrıfına geçirilir.

Taviz bedeli ödenmeden ortaklığın giderilmesi veya cebri icra yoluyla satışı yapılacak gayrimenkullerin taviz bedelinin hesaplanmasında satış bedeli esas alınır.) Şeklinde değiştirilmişse de. Aşar ve rusumatı vakıf ve tahsis edilmiş taşınmazların yukarıda belirtilen nedenlerle bu madde kapsamına girmediği kuşkusuzdur.

Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır.

Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumları ayrı ayrı olacağından, konumları keşfen saptanıp haritasına işaret ettirilerek taşınmazın kadim köy ya da kasaba içindeki mülk toprak nevinden veya miri arazi niteliğinde bir yer olup olmadığı belirlenmeden bir başka dava sebebiyle alınan rapor emsal sayılamaz. Kaldı ki, uygulama aynı vakfiye kapsamındaki bir kısım yerlerin sahih, bir kısım yerlerinde gayrisahih kabilinden vakıf olabileceğini ortaya koymuştur. O yüzden vakfın türü hakkındaki bilirkişi incelemesinin keşfen yapılması, bu keşif sırasında dava konusu taşınmazın durumunun düzenlettirilecek haritaya işaret ettirilmesi gerekir.

Mahkemece, tüm bu hususlar üzerinde durulmadan somut olaya uygun düşmeyen bazı gerekçelerle davanın kabul edilmiş olması doğru değildir.

Diğer taraftan davacılardan ... dava konusu taşınmazda elbirliği mülkiyet rejimine tabi olarak paydaştır. Davacı ...’le taşınmazda kısmen paylı malik, kısmen de elbirliği mülkiyet rejimine tabi olarak paydaştır.

Elbirliği halinde mülkiyette (somut olayda olduğu gibi) mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Medeni Kanunun 701-703 maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin “ortaklığın” tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan her birinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir.

Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil, ortaktır. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir.

Medeni Kanunumuzda bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, açtığı bu davanın devam edebilmesi için öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri yada davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği kural olarak benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı Mahkemece resen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Medeni Kanunun 640.maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceği göz ardı edilerek davacılardan ...’ın ve ... ...’in açtığı davanın yazılı olduğu şekilde kabulü,

kabul biçimi açısından doğru olmamıştır. Yine kabul şekline göre, 323 ada 29 parseldeki vakıf şerhinin sadece davacı ...’in paylı maliki olduğu 3/12 paydan kaldırılması gerekirken tüm parseldeki şerhin terkini yanlıştır.

Karar bütün bu nedenlerle bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/4236, K. 2006/6278, 2 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2006/4236
Karar No
2006/6278
Tarih
2 Haziran 2006

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2006/4237 K.2006/7068
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2006/4238 K.2006/5454
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2006/4238 K.2006/5304
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2006/4238 K.2006/7069
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2006/4240 K.2006/6990
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2006/4240 K.2006/5620

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.