KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/4447 E., 2007/5636 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
724 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 7.2.2001 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... idaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, vakıf şerhinin terkini istemiyle açılmıştır.
Mahkemece 3 parsel sayılı taşınmaz kaydında mevcut “... Vakfı” şerhi sahih vakfa ait olduğundan dava reddedilmiş, hüküm davacıların temyizi üzerine Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 27.05.2002 tarih 6139-6711 sayılı ilamları ile ve o ilamda yazılı nedenle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş, 3 parsel sayılı taşınmazın revizyon tapu kaydında mevcut vakıf şerhi taviz bedeli ödendiği halde terkin edilmeyerek kadastro sırasında yeniden kayda işlendiğinden söz edilerek dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalı ... temyiz etmiştir.
Burada öncelikle belirtilmesi gereken sorun HUMK.nun 74, 75 ve 76.maddeleri hükümleri karşısında hakimin davada tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve netice-i talepleri ile bağlı olduğu sorunudur. Gerçekten davada davacılar 3 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydı üzerindeki vakfa ait şerhin ... Vakfının gayri sahih bir vakıf olduğu iddiasına dayanmışlardır. Yoksa davacıların revizyon kayıtlarda yer alan vakıf şerhinin taviz bedeli ödenerek kaldırıldığına ilişkin bir iddiaları bulunmamaktadır. Nitekim, Yargıtay bozması da davacıların öne sürdükleri iddia esas alınarak yapılmıştır. Diğer
taraftan, bozma kararına mahkemece uyulması taraflardan biri lehine usuli bir müktesep hak meydana getirir. 4.2.1959 tarih 1/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere bu hakkı ne mahkeme ne de temyiz mahkemesi ortadan kaldırabilir. Çünkü usuli kazanılmış hak kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bir kuraldır. O yüzden mahkemenin Yargıtay bozmasından sonraki inceleme ve araştırmayı bozma kapsamı çerçevesinde yerine getirerek davayı sonuçlandırması zorunludur.
Eski hukukumuzda kaynağını Arazi Kanununun 4. maddesinden alan ve vakıfları mülkiyet hakkının devredilip edilmemesine göre vakfın nitelik bakımdan ayıran iki türünden bahsetmek yerinde olacaktır.
Bunlardan ilki, sahih vakıflardır. Sahih ... aynı anda akara tahsisli gelirlerinden yararlanılan vakıf türüdür. Sahih vakıflarda getirdikleri gelirlere göre ya mukataalı vakıf veyahutta icareteynli ... olarak ayrıma tabi tutulur.
Diğeri ise, sahih olmayan ... yani tahsis ve irsat kabilinden gayrisahih vakıflardır. Bunlar padişah ya da onun izin verdiği kişiler tarafından miri arazi türü denen arazi üzerinde meydana getirilen vakıflardır.
Arazi Kanunnamesinde miri araziler, ... köy ve kasabaların tümüyle dışında kalan tarla, çayır, yaylak, kışlak, koru veya benzeri yerler olarak tarif edilmektedir. Görüldüğü üzere sahih vakıfların konusunu ... köy kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar teşkil etmekte iken sahih olmayan vakıfların konusunu anılan ... yerleşim birimlerinin tümüyle dışında kalan miri yani Devlete ait araziler teşkil etmektedir.
Uygulama ve doktrinde vergi ve resimlerin (aşar ve rusumatın) bir hayır cemiyetine tahsis edildiği vakıflarda her ne kadar 2762 sayılı ... Yasasının 27. maddesinde sahih olmayan ... yönünden tam bir açıklık bulunmamakta ise de; taviz bedeli alınamaması gerektiğinde tam bir birlik vardır. Açıkçası vakıfların taviz bedeli alınarak mülkiyetini mutasarrıfına terk edeceği vakıf türleri sahih vakıflardır. Gayrisahih olan vakıf türlerinde ... İdaresinin taviz bedeli istemesine olanak bulunmadığından ... Genel Müdürlüğünün dava açarak sahih olmayan bir vakfa ait şerhin tapu siciline işlenmesini istemesinde de hukuki yararı yoktur.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı ayrı olacağından bu taşınmazların ... köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkartılması doğru olmaz. O yüzden incelemenin keşfen
yapılması taşınmazın konumunun düzenlenecek paftada ... köy ve kasaba ya da şehirlere göre haritasında işaret edilmesi vakfın niteliği hakkında bu belirlemeden sonra görüş bildirilmesi gerekir.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır. Hal böyle olunca vakıflara ait tapu kaydı ilk tesisinden getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar ve dayanılan diğer belgeler merciinden istenmeli, ... Genel Müdürlüğünden kayda işaret edilmiş vakfın türü hakkında bilgi alınmalı ve HUMK.nun 275. maddesi uyarınca yukarıdan beri sayılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurularak sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Harita ve kadastro mühendislerinin vakfın türünün belirlenmesinde uzman sayılamayacağı gözden kaçırılarak ve iddia ve savunma dışına çıkılarak uyulduğu halde bozma kararı gereği yerine getirilmeksizin davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; davacılardan 1/2 pay maliki ... ... takip etmekte olduğu davasını 25.2.2004 tarihinde HUMK:nun 409 maddesi uyarınca işlemden kaldırdığını beyan ettiği halde bu davacı hakkındaki davanın dahi kabulü yanlıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2007/4447, K. 2007/5636, 14 Mayıs 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama