KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/10415 E., 2008/11948 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
910 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.06.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı; Cumaovası köyü, 248 ada 4 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydında muris annesi ... ...’nun ve 248 ada 1 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydında muris babaannesi ...’nin yazılmayan soyadlarının “...” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilerek her iki taşınmazın kaydında davacı murislerinin yazılmayan soyadlarının “...” olarak kayıtlara ilavesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı idare vekili temyize getirmiştir.
1-Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davalı ... Müdürlüğünün aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur.
Tapuda isim düzeltilmesi davalarında amaç tapudaki kayıtların nüfus kayıtlarına uygun hale getirilmesidir.
Dava konusu 248 ada 1 parselde, kaydı düzeltilmesi istenen davacının murisi ... kızı ...’nin nüfusa kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının murisi nüfusa kayıtlı olmadığına göre tapu ve nüfus kaydı arasında bağlantı ve tutarlılık sağlanması mümkün değildir. Diğer bir deyişle bağlantı ve dayanak oluşturacak bir nüfus kaydı yoktur. Bu durumda, tapuda isim düzeltilmesi yolu ile sorunun çözülemeyceği düşünülmeden, davanın reddi yerine yargılamaya devamla tapuda murisin nüfus bilgilerinin düzeltilmesine karar verilmesi doğru değildir.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, murisi annesi ile birlikte murisi babaannesi ...’nin, tapu kaydındaki kimlik bilgilerine yazılmayan soyadının ilavesi suretiyle tapu kaydında düzeltme yapılmasını istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Daire çoğunluğu tarafından; tapuda kayıt düzeltme davalarında tapuda herhangi bir nedenle yanlış yazılan nüfus bilgilerinin nüfus kaydına uygun hale getirilmesinin amaçlandığı, davacının murisinin nüfusa kayıtlı olmadığı anlaşıldığından tapu ve nüfus kaydı arasında bağlantı ve tutarlılık sağlanmasının mümkün olmadığı, bu durumda tapuda isim düzeltilmesi yolu ile sorunun çözülmesi mümkün olmadığından davanın reddi yerine düzeltme kararı verilmesinin doğru olmadığı, bu nedenle 248 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddedilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Dava konusu taşınmazın geldisi olan 1875 parselin tapulama tutanağının “tasarruf sebebi” bölümündeki “tahdidi yapılan işbu gayrimenkul müfrez 1867 ila 1881 parsellerle birlikte tamamı tapu kaydiyle 14 hisse itibariyle birer hisseleri ... oğlu ... ve karısı ... ve evlatları ... ve ... ve ... ve ... ve ... ve ... (...) ve ...’nin oğlu ... ve ... karısı ... ve kızı ... ve ... karısı ... ve kızı ... ve ... karısı ... adlarına kayıtlı …. işbu 1875 parselin de ... ve oğlu ...’e isabet ettiği ve halen de zilyetlerinde bulunduğu … anlaşılmakla adlarına tesbiti yapıldı” şeklindeki beyanlardan dava konusu taşınmazdaki gerek ... gerekse ...
hisselerinin geçerli bir tapu kaydına dayalı olarak adlarına yazılmış olduğu, resmi nüfus kayıtlarından ve bu kayıtlara göre mahkemece verilen veraset belgesinden anlaşılacağı üzere kayıt maliklerinden ...’nin de davacının babaannesi ve murisi olduğu açıktır.
Bir davada olayları anlatmak taraflara, hukuki tavsif mahkemeye aittir. Dava dilekçesinde davacı, tapuda murisinin soyadının yazılı olmaması nedeniyle intikal ve satış işlemlerini yaptıramadığını, bu nedenle dava açtığını belirtmektedir. Tapu maliklerinin mirasçılarının başvurması hallerinde tapu idareleri genellikle kendiliklerinden bu tür düzeltme işlemlerini yapmamakta, bu konuda mahkemelerden düzeltme veya tespit kararları istemektedir.
Bunun üzerine mahkemelerde düzeltme davaları açılmaktadır. Uygulamada mahkemelerce uzun yıllardır açılan bu tür davalara bakılmakta ve temyiz incelemesinden de geçen gerek düzeltme gerekse tespit kararları Tapu Sicil Müdürlüklerine götürülerek intikal ve satış işlemleri yapılabilmektedir. Davacıların bu tür davaları açmakta hukuki yararları mevcuttur. Şöyle ki;
Tapu Sicil Tüzüğünün 87. maddesinde kadastro çalışmaları sırasında meydana gelen yazım hatalarıyla ad, soyadı ve baba adındaki yanlışlık veya eksikliklerin ilgilisinin başvurusu üzerine dayanak kayıt ve belgeler incelenerek, talebin gerçek hak sahibinden geldiğine kanaat getirilmesi şartıyla düzeltilebileceği belirtilmektedir. Buradaki düzeltme işlemi, tapu memurlarının insiyatifine bırakılabilecek sadece hatalarından kaynaklanan mülkiyet ihtilafının hallinin, dolayısıyla yargılamanın gerekmediği hallere ilişkindir.
Muris nüfusa kayıtlı ise ve sağlığında soyadı almış ise zaten murisin tapu kaydındaki kimlik bilgileri nüfus kaydına göre düzeltilmektedir. Ancak murisin nüfus kaydı yoksa veya muris soyadı almadan ölmüş ise veya Türk soylu yabancı ülke vatandaşı ise ne yapılacaktır?
Burada sorun, sadece tapuda herhangi bir nedenle yanlış yazılan nüfus bilgilerinin nüfus kaydına uygun hale getirilmesi değil, mülkiyet hakkına sahip oldukları halde tapu kayıtlarında düzeltme veya intikal yaptıramadıklarından bu hakkı kullanamayan şahısların Anayasal mülkiyet haklarını kullanabilmelerinin sağlanmasıdır.
Bozma kararı doğrultusunda davanın reddi halinde, daha önce tapu idaresine başvurduğu halde düzeltme işlemlerini yaptıramayan mirasçılar tapu kayıtları ile mülkiyet hakkına sahip oldukları halde tapu kayıtlarında düzeltme veya intikal yaptıramadıklarından Anayasal mülkiyet haklarını kullanamayacaktir. Bu durumda başvurabilecekleri başka bir çözüm yolu da kalmamaktadır.
O halde idari yoldan tapu kayıtlarında düzeltme veya intikal yaptırılamadığından zorunlu olarak açılan bu tür davalarda düzeltme kararı verilemeyen hallerde tespit kararı verilmesi gerekli ve zorunludur.
Sonuç olarak; Soyadı Kanununun yürürlüğe girmesinden önce ölmüş olup soy ismi almayan veya herhangi bir nedenle nüfus kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mümkün değil ise de; bu gibi durumlarda tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde “çoğun içerisinde az da vardır” kuralı gereğince bu yönde bir tespit kararı verilmelidir.
Davaya konu olayda, 248 ada 1 parsel numaralı taşınmaz yönünden kararın, "tapu malikinin davacıların murisi ... ile aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirdi” şeklindeki bir gerekçe ile bozulması gerekirken çoğunluk görüşünde olduğu gibi “… tapuda isim düzeltilmesi yolu ile sorunun çözülmesi mümkün olmadığından davanın reddi gerektiği” gerekçesiyle bozma kararı verilmesi isabetli değildir.
Bu nedenle sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/10415, K. 2008/11948, 20 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama