KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/3880 E., 2008/6241 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
370 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.08.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı 190 parsel sayılı taşınmaz malikleri, geçit için başka güzergahlar bulunduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davaya dahil edilen davalılar ... ve ... temyiz etmiştir.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken sorun, davaya dahil edilen 188 ve 130 parseller maliklerinin hukuki durumudur. Gerçekten, usul hukukunda bir kimsenin davaya dahil edilerek aleyhinde hüküm kurulmasına olanak yoktur. Her ne kadar geçit istemli davalarda mahkeme davacı yanın subjektif arzusu ile bağlı olmaksızın, taraf yararlarını gözeterek geçit güzergahını objektif esaslara uygun belirleyebilir ise de, böyle bir zaruret ortaya çıktığında izlenecek yöntem alternatif geçit güzergahı maliklerini davaya dahil etmek değil, haklarında ayrı bir dava açmak üzere davacıya uygun süre vermek, dava açılırsa açılan dava dosyasını mevcut dava dosyası ile birleştirerek, yargılamayı bu şekilde yürütmek olmalıdır. Mahkemenin ortaya konan bu usul
kuralını bir yana bırakarak 188 ve 130 parsel maliklerini davaya dahil etmek suretiyle aleyhlerine hüküm kurması açıklanan nedenlerle doğru olmamıştır.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından kuşkusuz aleyhine geçit istenen taşınmaz maliki davada taraf durumunu almalıdır. Ancak, aleyhine geçit kurulan taşınmaz malikinin gerçek hasım olması zorunludur. Somut olayda dava, başlangıçta 190 parsel malikleri davalı olarak gösterilmek suretiyle açılmış, mahkemenin başka alternatif saptaması üzerine 188 parsel maliki ... ve 130 parsel maliki ... davaya dahil edilmiştir.
Ne var ki; temyiz dilekçesine eklenen bilgi ve belgelerden davaya dahil edilen kayıt maliki ... ’un 11.11.1986 tarihinde öldüğü, tebligatın yapıldığı ... ’un kayıt malikinin gelini olduğu görülmektedir. Bu haliyle mahkemenin taraf teşkilini tamamlamadan yargılamayı yürüttüğü ve HUMK.nun 73. maddesi hilafına işlem yaptığı da açıktır.
Değinilen bütün bu yönler usul kurallarına esasta aykırılık teşkil ettiğinden karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/3880, K. 2008/6241, 13 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama