KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/4186 E., 2008/6103 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
338 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.10.2005 gününde verilen dilekçe ile noter satış vaadi sözleşmesi ve Türk Medeni Kanunu'nun 724. maddesine dayalı tapu iptali, tescil ve müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin dava değeri yönünden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, biçimine uygun düzenlenen 03.09.1998 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek temliken tescil ve elatmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir.
Davalı, sözleşmenin ifa olanağı bulunmadığını, kaldı ki satış bedelini davacıya iade ettiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ifraz olanağı bulunmadığı gibi davalı satış bedelini davacıya iade ederek sözleşme bozulduğundan bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile taşınmaz imar planı yapılmayan yerde olup, 3194 Sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi hükmünce yasada öngörülen ayrık durumlar hariç, arsa ve parselleri hisselere ayıracak şekilde satış vaadi sözleşmesine konu edilemeyeceğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davada dayanılan 03.09.1998 tarihli biçim koşuluna uygun düzenlenen sözleşmede taşınmazın satış bedeli 300.milyon TL’nin davacıdan alındığı yazılıdır. HUMK.nun 290.maddesine göre, senede bağlı olan her çeşit
iddiaya karşı senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki hukuki işlemlerin tanıkla ispat olanağı yoktur. Savunmada ileri sürülen ve dayanılan “senet” taraflar arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin bozulduğunu ve senedin davalı tarafından davacıya bu ilişkiden dolayı keşide edildiğini göstermez. Böyle olunca, mahkemenin karar gerekçesinde yazdığının aksine satış vaadi sözleşmesinin bedelin iadesi suretiyle bozulduğunu kabul olanağı bulunmamaktadır. Bu kabul şekli, hükmün bozulmasını gerektirir ise de, düşülen yanlışlık yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç göstermediğinden hüküm HUMK.nun 438/VII.maddesince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/4186, K. 2008/6103, 12 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama