KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5451 E., 2008/6426 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
809 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.10.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 725. maddesine dayalı temliken tescil istemiyle açılmıştır.
Davalı, davacının arsayı üzerindeki bina ile birlikte satın aldığını, iyiniyetli olmadığını, davacı aleyhine elatmanın önlenmesi ve kal davası açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yasal ayrıcalıklar dışında Türk Medeni Kanunu'nun 684/1 ve 718/2 maddelerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bunun ayrıcalıklarından birisi de Medeni Kanunu'nun 725. maddesinde düzenlenmiş olup, bu madde hükmü;
"Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmaz bütünleyici parça olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten itibaren başlayarak 15 gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullarda haklı gösterdiği takdirde, ... yapıyı iyiniyetle yapan kimse uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının kendisine devrini isteyebilir." şeklindedir.
Böylece, arazi ile muhdesat arasındaki bağlantı kesilmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise, bina sahibine ayrılmaz parça niteliğindeki
... yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Bunun için:
Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçasının yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza ... yapılmış olmalıdır.
... inşaat, ... yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı ... yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arsa malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arsanın her malikine karşı kullanabilir.
Yeni maliklerde Türk Medeni Kanunu'nun 725. maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur. Eşyaya bağlı borç, niteliği gereği Borçlar Hukuku anlamında bir borç ilişkisinden ibarettir. Bu borç ve alacağın konusu, belli bir taşınmazla ilgili müspet veya menfi muhtevası olan bir edayı yerine getirmeden ibarettir. Ancak sözkonusu edanın borçlu veya alacaklısı kişi olarak belli değildir. Bugün için o gayrimenkulün bugünkü malikidir.
Mülkiyette daha sonra bir değişme olursa edanın borçlusu veya alacaklısı yeni malikler olacaktır. Eşyaya bağlı borç kanundan dolayı meydana gelir. Ayrıca, bir devir ve temlike gerek yoktur. Bu duruma borçlu veya alacaklı olarak yeni malikin uyma zorunluluğu başka bir anlatımla borç ilişkisinin onlara karşı da ileri sürülebilmesi esas ilişkiyi bir ayni hak ilişkisi haline getirmez. O ilişki yine Borçlar Hukuku ilişkisi olmakta devam eder.
Burada önemli olan hak ve borçla ilgili taşınmazın malikinin değişmesiyle başka bir işleme gerek olmaksızın borçlu ve alacaklının da değişmesidir. Bu şekilde esas malikin borçluluğu sona erer, yeni malik olma vakıası ile yenisi borçlu olmaktadır.
Diğer taraftan; bu inşaatı kendi malzemesi ile yapan kişinin, iyiniyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu ya da 05.07.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi davanın kabulü için diğer bir koşuldur.
14.02.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca iyiniyetin ispatı ... yapı malikine ait ise de iyiniyet sav ve savunması defi olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kanun düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulmalıdır.
Somut olayda; 199 ada 10 parsel sayılı 140 m2 arsa nitelikli taşınmaz davacıya, aynı ada 9 parsel sayılı 202 m2 arsa nitelikli taşınmaz ise davalıya aittir. Davalı ...'nun, davacı ... aleyhine aynı ...
yapı nedeniyle açtığı elatmanın önlenmesi ve kal davası da 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/311 Esas sayılı dosyasında derdesttir.
Eldeki davada, yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda ... yapının 20.40 m2 olduğu saptanmış, ayrıca belediye tarafından da gönderilen kroki doğrultusunda, krokide gösterilen ... boyalı kısmın 9 parselden ayrılarak 10 parsele katılmasında plan yönünden sakınca bulunmadığının bildirilmesi üzerine mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Tecavüzlü bina kısmının değeri 7.558,80YTL. tecavüzlü arsa kısmının değeri de 16.926,46YTL. olarak hesaplanmıştır.
İncelenen aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/311 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan elatmanın önlenmesi ve kal davasına ilişkin dosyanın incelenmesinde ise, çekişme konusu ... yapının bulunduğu yerde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda ... yapı bölümünün 11.20 m2 miktarında olduğu, arsa değerinin 12.320,00YTL., yıkılması gereken bina kısmının da yıkılması ve eski hale getirilmesi için gerekli bedelin 38.868,00YTL. olduğu saptanmıştır.
Açıklandığı üzere her iki dosyada aynı yere ilişkin düzenlenen bilirkişi raporları arasında ... bina bölümü ile ilgili ölçüm ve değer olarak farklılık bulunduğu görülmektedir. Mahkemece, her iki dosyada yer alan çekişme konusu bölüme ilişkin bilirkişi raporları arasındaki farklılık yeniden yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile giderilmek suretiyle oluşacak duruma göre bir karar verilmek gerekirken bu yönler bir yana bırakılarak, yetersiz inceleme ve bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın kabulü doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5451, K. 2008/6426, 16 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama