KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8156 E., 2008/12067 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
677 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.01.2001 gününde verilen dilekçe ile ölünceye kadar bakım akdine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 12.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 21.10.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı ... vekili Av.... ile karşı taraftan davalı .... vekili Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. ... karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
Tarafların müşterek murisleri ..., Noterden düzenleme şeklinde yapılan 21.08.1995 tarihli ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile davacı kızı ...'a ölünceye kadar bakma kaydı ile dava konusu üç adet bağımsız bölümü temlik etmiştir. Üç ay sonra 22.11.1995 tarihli yine Noterden düzenleme şeklinde yaptığı bir işlemle bu defa mirasçılarından oğlu ...'i mirastan ıskat etmiştir.
Muris 06.05.1999 tarihinde Noterde yapmış olduğu düzenleme vasiyetname ile de bir kısım mallarını mirascılar arasında paylaştırmış; ölünceye kadar bakma akdine konu edilen 571 ada 25 no.lu parsel üzerindeki 21 ve 22 numaralı bağımsız bölümleri bu defa oğlu ... ... Özmel'e , 8 numaralı bağımsız bölümü ise davacı kızı ...'a vasiyet etmiştir. Vasiyetnamenin iptali için açılan davanın reddedildiği ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Borçlar Kanununun 511. ve devamı maddelerinde düzenlenen ölünceye kadar bakım sözleşmesi; akitlerden birinin diğerine ölünceye kadar bakmak ve onu görüp gözetmek şartı ile bir kısım mallarının temliki borcunu yüklenmesi şeklinde tanımlanmıştır. Yani ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile bakım alacaklısı sözleşmeye konu olan mallarının mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme, bakım borçlusu da kural olarak bakım alacaklısını kendi ailesi içerisine alıp, ona ölünceye kadar bakıp gözetmek yükümlülüğü altına girer. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin sonuçları Borçlar Kanununun 517.maddesinde açıklanmıştır. Bakım alacaklısı sağlığında kendisine bakılmadığını ileri sürmemiş, buna dayalı olarak sözleşmenin feshini de istememiştir.
Mahkemece; murisin gerçek iradesinin ölünceye kadar bakım akdi değil mirasın paylaştırılması olduğu, bu paylaştırma yapılırken de özellikle değerli taşınmazlarını davacı kızı ... ile oğlu ... ... 'e verdiği, bu durumun mirasçılar arasında makul ve hoşgörü ile karşılanabilir düzeyde olmadığı, mirasçılar arasında denkleştirme yapılmadığı, dolayısıyla murisin ölünceye kadar bakım sözleşmesini mirasçılarından mal kaçırma amacıyla yaptığı ölünceye kadar bakma akdinin murisin gerçek iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle tescil talebinin reddine karar verilmiştir.
Ölünceye kadar bakım akdi, sağlararası yapılan bir sözleşmedir. Bakım alacaklısı sağlığında kendisine bakılmadığını iddiası ile bir dava açmadığına ve davacı dışındaki mirasçılar tarafından muvazaa iddiasına dayalı olarak açılmış akdin iptaline ilişkin bir dava bulunmadığına göre ölünceye kadar bakma akdi halen ayaktadır. Ortada geçerli bir sözleşme mevcut olduğuna göre hükümleri icra edilecektir.
Mahkeme kararının gerekçesinde murisin malvarlığını eşit şekilde paylaştırmadığı, bir kısım mirasçılarından ölünceye kadar bakma akdi düzenleyerek mal kaçırmayı amaçladığı belirtilmektedir. Oysa bir kimse sağlığında malvarlığı üzerinde istediği şekilde tasarrufta bulunabilir. Nitekim, muris Mücevher içlerinde başka değerli taşınmazlarının da bulunduğu 84 adet taşınmazından sadece üç adet dairesini ölünceye kadar bakım akti ile davacı kızı ...'ya temlik etmiş, diğer mirasçılarınada bir kısım taşınmazlarını vasiyet etmiş, mirasçılarından oğlu ...'i ise mirastan ıskat etmiştir. Ancak, Türk Medeni Kanunun 560. maddesinde belirtildiği üzere, saklı paylarının karşılığını almayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler.
Mirasbırakan, mirasçılardan mal kaçırmak için tapuda satış göstererek taşınmaz mal bağışında bulunmuşsa, saklı payı olsun veya olmasın, mirasçılar satış akdinin muvazaa bağış akdinin de şekil eksikliği nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ve lehlerine düzeltilmesini dava edebilirler. (30.4.1974 tarih ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı)
Davacı dışındaki Mücevher mirasçılarının ölünceye kadar bakma akdinin muvazaa nedeniyle iptali talebiyle açmış oldukları bir dava mevcut olmadığı gibi ölünceye kadar bakma akdi gereğince temlik edilen taşınmazlarla ilgili olarak tenkis talebinde de bulunulamayacağına göre; davanın reddine gerekçe yapılan hususların mahkemece re'sen nazara alınamayacağı açıktır. Davanın reddine ilişkin karar isabetli değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekirken onanması doğru olmadığından sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/8156, K. 2008/12067, 21 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama