KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8767 E., 2008/11491 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
461 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.10.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 20.08.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 12.04.1985 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, 541, 542, 543, 546 ve 548 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin istek hüküm altına alınmış, 552 parselle ilgili dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı ve davalılardan ..., ..., ..., ... ve ... temyiz etmiş, karar Dairemizin 11.12.2003 günlü ilamı ile bozulmuştur.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak aynı taşınmazlar hakkındaki dava kabul edilmiş, 552, 823 ve 827 parsellere ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar ..., ..., ... ve ... temyiz etmiştir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle ileride esas sözleşme yapılması, diğer bir deyişle satım akdi icrası kararlaştırıldığından satış vaadi sözleşmesinin ileride yapılacak taşınmaz satış sözleşmesinin esaslı unsurlarını ihtiva etmesi gerekir. Doğru olanı satış vaadi sözleşmesine ileride satışı yapılacak taşınmazın tapu kütüğünde kayıtlı olduğu yerin, kayıt tarihinin, ada ve parsel numarasının yazılması, şayet çapa bağlı bir taşınmazdan muayyen bir bölümün satışı vaat olunuyorsa bunun çap üzerinde metrekaresi belirtilerek işaretlenip sözleşmeye eklenmesidir. Sözleşmede satışı vaad olunan taşınmazla ilgili yeterli açıklık yoksa sözleşmenin ifa kabiliyeti olmayacağından bu gibi sözleşmeler geçerli
sayılmaz. Zira, “sözleşme konusunun belirli olması” unsuru da taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin geçerliliğinde aranan temel unsurlardandır;
Ancak Yargıtay, bu unsurun kesin olarak satış vaadi sözleşmesinde belirtilmesini zorunlu görmemektedir. Yargıtay uygulamasına göre, bunların belirli veya belirlenebilir olmaları gerekli ve yeterlidir Değişik söyleyişle bu konuda belirtilebilir olmak yeterlidir.
Diğer taraftan belirli ya da belirtilebilir olma yönünden önemli olan, sözleşmenin kurulduğu an değil, ifa anıdır.
Somut olaya gelince; dayanılan 12.04.1985 günlü satış vaadi sözleşmesinde sözleşmenin konusu “muris ...’den intikal etmiş, Tapulama Mahkemesinin 1970/104 sayılı dosyasında kayıtları bulunan ... Köyü ... Mevkiinde kain, ... Çiftliği namı ile maruf gayrimenkuldeki hak ve hisselerin tamamı”dır. Satış vaadi sözleşmesindeki “belirlenebilirlik” unsurunun varlığını bu sözcüklerde aramak gerekir.
Buna göre, 12.04.1985 tarihli satış vaadi sözleşmesinin konusu iki unsurun bir araya gelmesiyle tayin edilebilir. Bunlardan ilki dava konusu taşınmazların Tapulama Mahkemesinin 1970/104 esasında kayıtları bulunması, ikincisi ise bu taşınmazların ... Köyü ... Mevkiinde kain, ... Çiftliği namıyla maruf mevkide olmasıdır. O yüzden mahkemece, Tapulama Mahkemesinin 1970/104 esas sayılı dosyası eksiksiz getirtilmeli, bu dosyada bulunan kayıtlardan ... Köyü ... Mevkiinde kain, ...
Çiftliği namıyla maruf taşınmazların hangileri olduğunun belirlenmesi, bunların dava konusu yapılan 541, 542, 543, 546 ve 548 parseller olduğu saptanırsa davanın şimdiki gibi hüküm altına alınması, aksi takdirde sözleşmenin ifa olanağı bulunmayacağından davanın reddi gerekeceğinin düşünülmesi gerekir.
Mahkemece, değinilen bu yönler üzerinde durulmaksızın istek eksik inceleme ve araştırmayla kabul edildiğinden karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/8767, K. 2008/11491, 13 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama