KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/9226 E., 2008/12646 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
795 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.08.2005 gününde verilen dilekçe ile kira sözleşmesinin tapu kaydına şerhi istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 10.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 04.11.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av...geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. ... karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, kira sözleşmesinin tapu kaydına şerh verilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, mülkiyeti davalıya ait olan 42 ada 588 parsel numaralı taşınmaz ile ilgili olarak davalı ile 01.07.1985 tarihinde 20 yıl süreli kira sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmenin özel şartlar bölümünün B bendinde, 1 ay önceden kiralayanı haberdar etmek şartıyla sözleşmenin aynı şartlarla 10 yıl süre temdidinin mümkün olduğu hükmünün bulunduğunu, bu hüküm uyarınca 08.02.2005 tarihinde gönderilen ihtarname ile temdit haklarını kullandıklarını davalıya bildirdiklerini belirterek kira sözleşmesinin süresinin 01.07.2005 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile uzatıldığının tapu kaydına şerh edilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, 01.07.1985 tarihli ve 20 yıl süreli kira sözleşmesinin 18.07.1985 tarihinde tapuya şerh edildiğini, kira sözleşmesine konu yer ile ilgili olarak 28.05.1985 tarihinde 20 yıl süreli işletme sözleşmesi imzalandığını, bu kira sözleşmesinin, işletme sözleşmesinin bir parçası olup davalının rekabet etmeme yükümlülüğünün teminatı olarak düzenlendiğini, 26.05.2006 tarihli ihtarname ile her iki sözleşmenin feshinin davacıya bildirildiğini, davacının işletme sözleşmesinin feshini kabul ettiğini, tüm demirbaşlarını aldığını, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun ve 14.07.2002 tarihinde
yayınlanan Rekabet Kurulu Kararı gereğince bu nitelikteki sözleşme sürelerinin 5 yıl ile sınırlandırıldığını ve ancak her iki tarafın iradesi ile uzatılabileceğinin kabul edildiğini, yetkili mahkemenin ... mahkemeleri olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 02.06.2005 tarihli ihtarnamesi ile işletme sözleşmesinin feshini kabul ettiği ve tarafların sözleşmelerin feshi yönündeki iradesinin birleştiği kabul edilerek istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.02.2007 tarihli ve 2006/11812-2007/915 K. Sayılı ilamı ile istemin niteliği ve HUMK. nun 13. maddesi gereğince davanın taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş, yetkisizlik kararı sonucu dava ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesince yürütülerek yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasında düzenlenen 01.07.1985 başlangıç tarihli ve 20 yıl süreli kira sözleşmesi ile birlikte düzenlenen “işletme mukavelesi” başlıklı sözleşme Türk Ticaret Kanununun 11/2 fıkrasında belirtilen "kiracılık hakkının devri" niteliğinde olduğundan her iki sözleşmenin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, davalının işletme sözleşmesini yenilemeyeceği yönündeki ihtarına davacının ihtarı kabul ile taşınmazdaki tüm demirbaş eşyalarını alarak taşınmazı boşalttığı, davalının da 3. kişiye kiraya verdiği, kira sözleşmesinin tapuya şerh edildiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dairemiz bozma kararında da değinildiği üzere Türk Medeni Kanununun 1009. maddesi düzenlemesi ile tapu kütüğüne şerh edilebilecek kişisel haklar arasında kira sözleşmesinden kaynaklanan "kiracılık hakkı" da sayılmıştır.
Borçlar Kanununun 255. ve bunun paralelindeki 277. maddesi gereğince, bir taşınmazın kiralanmasında iki taraf aktin tapu siciline şerh verilmesine ilişkin olarak sözleşme yapabilirler. Bu sözleşme kira sözleşmesinden bağımsız bir sözleşme olup, kira sözleşmesi içinde veya ondan ayrı olarak düzenlenebilir.
Nitekim yanlar arasında 1 Temmuz 1985 başlangıç tarihli ve 20 yıl süreli olarak düzenlenen kira sözleşmesi ile mülkiyeti davalı ...’e ait olan 588 ada 208 parsel numaralı taşınmazda bulunan akaryakıt istasyonun tüm işletmeleri ile birlikte ...’e kiralanmıştır.
Sözleşmenin “hususi şartlar” başlığını taşıyan bölümün B bendinde “kiracı, cari kira kontrtosunun inhisarından asgari bir ay evvel noter vasıtasıyla ve kiralayanı haberdar etmek şartıyla cari icar müddetini, aynı kayıt ve şartlarla on senelik bir munzam müddet için temdit edebilir” hükmü mevcuttur.
Davacı söz konusu kira sözleşmesi ile kiralamış bulunduğu akaryakıt istasyonunun işletmesini 28.05.1985 düzenleme tarihli ve 1 Temmuz 1985 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 20 yıl süre ile kiralayan-davalı ...’e bırakmıştır. Davalı bu sözleşme kapsamında dava konusu yeri 20 yıl süre ile işletmiş, 01.07.2005 tarihinde sona erecek olan sözleşmeyi fesih iradesini 26.05.2005 tarihinde noter aracılığı ile gönderdiği ihtarname ile davacıya bildirmiştir. Davacı 02.06.2005 tarihli cevabi ihtarnamesi ile, işletme sözleşmesinin 01.07.2005 tarihinden itibaren feshini kabul ettiklerini, kira sözleşmesinin temdidine ilişkin iradelerini 08.02.2005 tarihli ihtarname ile bildirdiklerini, sözleşme gereğince de tek yanlı olarak temdit haklarının bulunduğunu bildirmiştir.
Davalı her ne kadar işletme sözleşmesinin feshi nedeniyle kira sözleşmesinin temdidinin mümkün olmadığı savunmasında bulunmuş ise de, tacir olan yanlar arasında düzenlenen her iki sözleşme 20 yıl süre ile uygulanmıştır. Sözleşmelerin kapsamı ve yapılacak işin niteliği gözetildiğinde işletme sözleşmesinin kira sözleşmesinden doğan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldıracağının kabulü olanaksızdır. Kaldı ki, taraflar kira sözleşmesinde, temdide ilişkin özel düzenleme yapmış olup işletme sözleşmesinin feshi nedeniyle bu hükmün de uygulanamayacağını kabul etmek ahde-vefa kuralına aykırıdır.
Belirtilen nedenle davanın kabulü yerine yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/9226, K. 2008/12646, 4 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama