KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/11261 E., 2009/12873 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Davacılar
- ... VD.
- Davalılar
- ... VD.
Karar Metni
286 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.02.2005 ve 16.10.2006 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine davaların birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; davaların ayrı ayrı reddine dair verilen 28.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın kabulü halinde Hazine zararı doğacağından söz ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacılar temyiz etmiştir.
Çekişme konusu... ada 125 parsel sayılı taşınmaz 4609.45 m2 yüzölçümündedir. Tapuda üzerinde 5 adet 3 katlı kagir binalar ve arsası olarak davalılardan Hazine adına kayıtlıdır. Ancak, yapılan keşifte eylemli durumda 125 sayılı parsel üzerinde 2 bloktan ibaret çok katlı yapıların mevcut olduğu saptanmıştır.
Taraflar arasında 125 sayılı parsel üzerindeki binanın bağımsız bölümlerinin ... tarafından muhtelif kişilere satışının yapıldığı ve satış bedelinin ilgili bakanlığa ödendiği hususunda çekişme bulunmamaktadır. Diğer yandan dava konusu parsel imar hudutları dahilinde bulunmaktadır. Dolayısıyla, şahsi hak sahibi davacılara bağımsız bölümlere bağlı olarak arsa payı tesciline yasal bir engel yoktur.
Bu anlatılanlardan sonra mahkemece yapılması gereken iş; davacıların bağımsız bölümlerinin bulunduğu yapı ve bu yapıların zorunlu kullanma alanı
./..
2009/11261 - 12873 - 2 -
dikkate alınmak suretiyle burada kat mülkiyeti kurulacak imiş gibi bağımsız bölümlere isabet eden arsa payını bilirkişilere hesaplatmak, bu arsa payını ilgili davacılar adına tescil etmek olmalıdır. Bu çözüm şeklinin sebepsiz zenginleşmeye neden olmadan davacıların şahsi hakkını koruyacağı açıktır. Değinilen yön bir yana bırakılarak davanın yazılı bazı gerekçelerle reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/11261, K. 2009/12873, 13 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama