KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/13398 E., 2009/14404 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
336 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.01.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine, 836 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek oluşan 2098 parsel sayılı taşınmazın kadim mera olduğunu ileri sürerek davalı adına olan kaydın iptali ve mera olarak özel siciline yazılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı Hazine temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 836 sayılı parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 03.06.1955 tarihinde üçüncü kişiler adına tespit edildiği, tespitin 29.09.1955 tarihinde kesinleştiği ve tapuya tescil edildiği görülmektedir. Eldeki dava ise, 17.1.2008 tarihinde açılmıştır.
25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına ekleme yapılmıştır. Anılan hüküm, “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklindedir.
Diğer taraftan, 5841 Sayılı Kanununun 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Kadastro Kanununa geçici 10. madde eklenmiştir. Bu madde ise “bu kanunun 12. maddesinin 3.fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” kuralını getirmiştir.
Anılan hükümler gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği 29.9.1955 tarihi ile davanın açıldığı 17.01.2008 tarihi arasında Kadastro Kanununun değişik 12. maddesinde sözü edilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gereken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değil ise de hüküm sonuçta davanın reddine ilişkin bulunduğundan karar, HUMK’nun 438/son maddesince gerekçesi değiştirilip düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/13398, K. 2009/14404, 21 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama