KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3506 E., 2009/4410 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
867 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.01.2003 gününde verilen dilekçe ile asıl davada tapu iptal tescil, birleştirilen davada men'i müdahale ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair verilen 06.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanununun 725. maddesine dayalı tapu iptali tescil istemine ilişkindir.
Birleşen dava ise, çapa bağlı taşınmaza elatmanın kal suretiyle giderilmesi ve ecrimisil tahsili taleplerinden kaynaklanmıştır.
Mahkemece, asıl dava kabul edilmiş, bilirkişi krokisinde A harfi ile gösterilen 8.23 m2 yüzölçümündeki ... yapının bulunduğu araziye ait tapu kaydının iptali ile bu taşınmazın 16 parsele ilavesi suretiyle asıl davacı adına tesciline, birleşen davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
I-Yasal ayrıcalıklar dışında, Türk Medeni Kanununun 684/1 ve 718/2 maddelerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, madde hükmü;
"Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmaz bütünleyici parçası olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş ... içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, ... yapıyı iyi niyetle yapan kimse,
uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devrini isteyebilir" şeklindedir.
Böylece, yasa koyucu arazi parçası ile muhdesat arasındaki bağlantıyı kesmiş, bina sahibine aşağıdaki koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki ... yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Bunun için:
1-Tapuya kayıtlı ... mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza ... yapılmış olmalıdır.
2-... inşaat, ... yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı ... yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. ... malikler de Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur.
3-Bu inşaatı kendi malzemesi ile yapan kişinin iyiniyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 05.07.1944 tarihli ve 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir.
14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, iyiniyetin ispatı ... yapı malikine ait ise de iyiniyet iddia ve savunması def'i olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulmalıdır.
... binanın bulunduğu taşınmaz maliki veya o taşınmazda mülkiyetten başka ayni hak sahibi olup da zarar gören kimselerin, taşınmaza elatıldığını öğrendikleri tarihten itibaren onbeş ... içerisinde itiraz etmeleri, yapı malikinin iyiniyetli sayılması olanağını ortadan kaldırır. İtiraz hiçbir şekle bağlı değildir. Yapının ilerlemesini, zararın büyümesini önlemek için konan bu sürenin başlangıcını objektif olarak saptamak, yapının görünebilir hale gelme tarihinden başlatmak, taşırılan taşınmaz malikinin öğrenmesine engel olan sübjektif (öznel) nedenleri dikkate almamak gerekir. Aksine düşünce bu yöndeki yasa koyucunun amacını ortadan kaldırır. (Sübjektif koşul)
4-Bu tür davalarda üzerinde önemle durulması gereken diğer bir koşul da halin icabından ... inşaatın yıkılması gerekip gerekmediğinin saptanmasıdır. Uygulama ve doktrinde “durum ve koşulların haklı kılması” şeklinde ifade edilen bu şarttan inşaatın yıkılması ile inşaat sahibinin
uğrayacağı zarar veya yıkılmaması halinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybının mukayese edilmesi anlaşılmalıdır. Değer kaybı, sadece taşılan arazinin değerinden ibaret değildir. Bu değerin içinde arazi sahibinin taşılan kısım dışında kalan arazisinin uğrayacağı değer kaybı da vardır. Kuşkusuz, aranacak diğer bir koşul da ... kısmın ana taşınmazdan ayrılarak müstakil parsel oluşacak veya ait olduğu taşınmazla birleştirilerek ifrazen tescilinin mümkün olması koşuludur.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
16 parsel sayılı taşınmaz 68, 15 parsel sayılı taşınmaz ise 137 m2 yüzölçümündedir. Bilirkişi krokisinde A harfi ile gösterilen ... yapının bulunduğu 8.23 m2 yüzölçümündeki taşınmazın birleşen davanın davacılarının çap kaydı içerisinde kaldığı tartışmasızdır.
Bilirkişiler, değişik tarihli raporlarında, arazinin taşılan kısmının değerini 49.380.00 YTL., 24.690.00YTL., 14.402.50 YTL., tecavüz eden bina değerini ise 7.387.24 YTL., 7.865.00 YTL. ve 9.603.87 YTL. olarak hesaplamıştır.
Dosyada yer ... diğer bilgi ve belgelerden bina yapımı için başvuru üzerine 24.06.1987 tarihinde aplikasyon krokisi çizildiği, taşınmazın güneyindeki bir kısım yerin yola terk edildiği, ancak ... yapı sahibi davacının aplikasyon krokisine uymayarak yola terk edilen kısmı gözetmeksizin binasını yaptığı, taşkınlığın bundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Kısaca, bina 16 parsel üzerine aplikasyon krokisinde gösterilen biçimde oturtulmadığından ne davacının ne de önceki malikin iyiniyetli kabulüne olanak yoktur.
Diğer taraftan, az yukarıda sözü edildiği üzere elatılan 8.23 m2 arsa değeri her durumda üzerindeki binanın değerinden daha fazladır. Görülüyor ki, mevcut durum ve koşullarda ... yapı sebebiyle taşılan kısmın davacı adına tescili mümkün değildir. Yapılan bu saptamalara göre, asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulü yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. II-Yukarıdaki bozma nedenine göre, asıl davanın davacısının temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/3506, K. 2009/4410, 7 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama