KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/473 E., 2009/4586 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
609 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.08.2006 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesindeki miktar fazlası kaydın bedeli karşılığı terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, imar uygulamasıyla 134 m2 yüzölçümündeki imar parseline dönüşen 45028 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında bulunan “2851 m2 Hazineye ait olup, 05.10.1946 tarih 1347 numaralı yazı ile defterdarlığa bildirilmiştir” belirtmesinin bedeli karşılığı kaldırılması istemiyle açılmıştır.
Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişinin bulduğu 8.254,40 YTL bedel davacı adına depo ettirilmek koşuluyla dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine temyiz etmiştir.
Dosyada yer ... bilgi ve belgelerden davacının, 4706 sayılı Kanunun 4.maddesinin (g) bendine dayanarak miktar fazlasının bedeli karşılığı terkini için davalı idareye başvurduğu, davalı idarenin belirtmenin terkini için saptanan 19.162,00 YTL bedelin ödenmesini istediği, bedeli yüksek bulan davacının eldeki bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmaz kadastro işlemi sırasında, 13.12.1932 tarih 94 numaralı tapu kaydıyla ve 46 ada 79 parsel numarası ile 13.06.1945 tarihinde tescil edilmiş, kadastro tutanağının beyanlar hanesine “…fazlalığı hazineye ait olup defterdarlığa bildirilmiştir…” belirtmesi yapılmıştır. Taraflar arasında 45028 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki Hazineye ait olan miktar fazlalığının
24.98 m2’ye karşılık geldiği uyuşmazlık konusu yapılmamış, eldeki dava 24.98 m2’ye karşılık gelen belirtmenin bedeli ödemesi koşuluyla kaldırılması için 04.08.2006 tarihinde açılmıştır.
Taşınmazın kadastro işlemine tabi tutulduğu tarihten itibaren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü süre geçirildiğinden, davacının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20/d maddesinden yararlanarak miktar fazlasının adına tescilini isteme olanağı kalmamıştır. Değişik bir ifadeyle, taşınmazın tapu kaydındaki miktar fazlası şerhi davalı Hazine yönünden bir bakıma mülkiyet hakkına dönüşmüştür. Kısaca, davalı Hazine tamamı 134 m2 olan 45028 ada 6 sayılı parseldeki lehine olan belirtme sebebiyle 24.98 m2 yüzölçümündeki yerin malikidir.
Bu aşamada, davacının 4916 sayılı Kanunla değişik 4706 sayılı Kanuna dayanarak yaptığı başvurudan sonra mahkeme hükmüyle bedelin tespitini, dolayısı ile mahkemenin tarafların iradesi yerine geçerek saptayacağı bedel karşılığı mevcut belirtmenin terkinini talep ... edemeyeceğinin incelenmesi gerekmektedir.
Gerçekten, 4706 sayılı Kanunun 4/g maddesinde “tapu kayıtlarında tapu fazlalıklarının Hazineye ait olduklarına ilişkin şerh bulunan taşınmazdaki fazlalıklar tapu malikine veya mirasçılarına … rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir” hükmü bulunmaktadır. Görülüyor ki, kanun koyucu miktar fazlalıklarının tapu maliki veya mirasçılarına doğrudan rayiç bedel üzerinden satılacağını değil, satılabileceği kuralını getirmiştir.
Tapu kayıtlarındaki Hazinenin hakkı belirtmeden kaynaklanmış olmakla birlikte, yukarıda açıklandığı üzere yapılacak satış işleminin bir taşınmaz satım akti olduğu da kuşkusuzdur. Borçlar Kanununun kabul ettiği “irade serbestisi” kuralına göre ve Borçlar Kanununun 1.maddesi hükmü gereğince bir akit tarafların karşılıklı ve birbirine uygun surette ... beyan etmeleri sonucu kurulur.
Rızai akitlerden olan taşınmaz satış aktine ilişkin Borçlar Kanununun 182.maddesinde yapılan tanıma göre de “satım bir akittir ki, onunla satıcı satılan malı alıcının iltizam ettiği semen mukabilinde alıcıya teslim ve mülkiyeti ona nakleylemek borcunu tahammül eder.” Satım aktinin kurulmasında bütün sözleşmelerde aranan karşılıklı ve birbirine uygun ... beyanının dışında satım konusunun "bedeli" de sözleşmenin vazgeçilmez unsurları arasında olduğu çok açıktır.
Başka bir anlatımla taşınmaz malın satımı malın parayla değiştirilmesini ... tutan rızai akitlerdendir. Kuşkusuz, taşınmaz satım aktinin tarafları,taşınmaz satış bedelini serbestçe tayin edebilir. Hal böyle olunca mahkemenin bilirkişi raporundan yararlanarak tarafların iradesi yerine geçecek şekilde satım aktinin vazgeçilmez unsuru olan bedeli tayin etmeye ve tarafları satım akti yapmaya zorlama yetkisi yoktur.
Yapılan bu saptamalar ile özellikle 4706 sayılı Kanunun 4916 sayılı Kanunla değişik 4/g maddesi hükmünün Hazineye satım konusunda takdir yetkisi tanıdığı göz ardı edilerek, istemin reddi yerine bilirkişi raporunda belirlenen bedeli taraf iradesi imiş gibi kabul edilerek, dava yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/473, K. 2009/4586, 10 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama