Dava, 9.4.1997 başlangıç tarihli 3 yıl süreli hasılat kira sözleşmesi ve kiralayanın zapta karşı tekeffül borcu nedenlerine dayalı tazminat istemlerine ilişkindir.
Davalı zamanaşımı def’inde bulunmuş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece istek kısmen kabul edilmiş, bilirkişinin davacı alacağı olarak hesapladığı 3.720.00 YTL.nin dava tarihinden geçerli değişen oranlarda faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
Dosya arasında yer alan bilgi ve belgelerden; taraflar arasındaki 9.4.1997 başlangıç tarihli 3 yıl süreli hasılat kira sözleşmesinin 22 ada 2 sayılı parselin sözleşmenin tarafı olmayan maliklerinin çıkardıkları muarazalar sebebi ile 1.7.1998 tarihinde sonlandırıldığı, taşınmaz maliklerinin açmış olduğu davalar sebebi ile lehlerine ecrimisile hükmedildiği, hükmedilen ecrimisilin davacı tarafından ödendiği anlaşılmaktadır. Davadaki istem, dava dışı maliklere yapılan ecrimisil ödemelerinden kira ilişkisinin devam ettiği döneme ait tutarın davalıdan tahsiline dairdir.
Kullandırma sözleşmelerinden olan kira sözleşmelerinde kira dönemi içerisinde kiracının kiralananın çekişmesiz olarak kullanılmasını sağlamak kiralayanın temel borçlarındandır. Esasen kiralayan kira dönemi süresince kiralananı kiracının kullanmasına elverişli bir halde bulundurmak zorundadır. Kiralayanın bu borcu beraberinde kiralayanın zapta karşı tekeffül borcunu da getirir.
Kiralananın zaptı demek, üçüncü kişilerin kiracının hakları ile bağdaşmayan ve kiraya verenin sözleşmeyi ifa etmemesi veya kötü ifa etmesi demektir. Üçüncü kişi kiralanan bir taşınmaz üzerinde ayni bir hakka veya kira sözleşmesinin üstündeki şahsi bir hakka da dayanabilir. Bu gibi durumlarda Borçlar Kanununun 275.maddesinin yaptığı gönderme sebebi ile aynı yasanın adi kiraya ilişkin 253-255. maddelerinin uygulanması gerekir.
Yasanın 253.maddesine göre “üçüncü bir şahıs, kiralanan üzerinde kiracının hakları ile telifi kabil olmayacak bir iddiada bulunduğu takdirde; kiralayan kiracının ihbarı üzerine muhasamayı deruhte ve kiracının akit mucibince kiralanandan intifasına halel gelmişse tazminat itasıyla mükellef olur.”
Somut uyuşmazlıkta, kiracı davacının kiracının hakları ile bağdaşmayan iddialar sebebi ile ecrimisil ödemek zorunda kaldığı sabittir. Kiracı bu şekilde uğradığı zararları kiralayandan isteyebileceği gibi kiralayan da Borçlar Kanununun 256.maddesi uyarınca tazmin ile yükümlüdür. Diğer taraftan bu gibi uyuşmazlıklarda dava sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan bir dava değil sözleşme ilişkisinin ihlalinden doğan tazminat davası olduğundan 1 yıllık zamanaşımı süresi değil Borçlar Kanununun 125.maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriği ile özellikle yukarıda yazılan gerekçelere göre tarafların bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, 625.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak karşılıklı birbirlerine verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının diğer temyiz edenlere yükletilmesine, 13.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.