KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2011/15950 E., 2012/490 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2012
Karar Metni
293 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 01.12.2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.08.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, davacıya ait bağımsız bölüme davalının elatmasının önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 683. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesi hükmü gereğince "müdahalenin men'i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak" harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK'nun 1. maddesi uyarınca görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerinin esas tutulması gerekir. Harç ve görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır. HUMK'nun 8/1 maddesi, sulh mahkemelerinin dava tarihinde değeri 7.230 TL'ye kadar olan davalara bakmakla görevli olduğunu düzenlemiştir.
Davacı, mülkiyeti kendisine ait taşınmazdaki evi işgal eden davalının elatmasının önlenmesine ve kullanım karşılığının ecrimisil olarak tahsilini istediğine göre istemlerin her birinin konusunu teşkil eden değerler toplamı dava değerini oluşturur. Hayatın olağan akışına göre bu değerler toplamının sulh hukuk mahkemesinin görev alanını belirleyen değeri aşacağından davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu nedenlerle davanın görev yönünden reddine karar verilecek yerde açıklanan yön gözden kaçırılarak işin esası hakkında hüküm oluşturulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2011/15950, K. 2012/490, 19 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama