KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2012/5101 E., 2012/6775 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
376 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.12.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.02.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... idaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, davacının maliki bulunduğu ... Merkez, ... Köyü 120, 128, 138, 149 ve 304 parsel sayılı taşınmazlara konulan "Aynı ... Vakfı" şerhinin terkini istemi ile açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, on yıllık hak düşürücü süre geçtiği gibi kayıtlardaki vakıf şerhi tek taraflı işlemle konulduğu gerekçeleriyle dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı idare temyiz etmiştir.
120, 128, 138, 149 ve 304 parsel sayılı taşınmaz tapulama tutanağına göre tespitlerinin 25.10.1976 tarihinde kesinleştiği, kayıttaki vakıf şerhinin 03.10.2001 tarihli 3914 yevmiye no'lu işlemle konulduğu, bu haliyle gerçekten on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki, 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu 27.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Yasanın geçici 5.maddesi hükmüne göre vakıf şerhleri ile ilgili devam etmekte olan davalarda diğer kanunlarda yer alan zaman aşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin hükümlerin bu kanun açısından uygulanmayacağı kuralı getirildiğinden burada 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin dolayısı ile 02.04.2004 tarihli ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının uygulanma olanağı yoktur.
Mahkemece davanın hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilerek kabulü açıklanan nedenle doğru değildir. Ancak 120, 128, 138, 149 ve 304 parsel sayılı taşınmazların tapulama tutanakları vakıf şerhi olmadan kesinleşmiş olup, şerh tapulama tespiti sırasında işlenmemiş, yukarıda açıklandığı üzere tek taraflı işlemle 03.10.2001 tarihinde kayda düşülmüştür.
Kısaca söylemek gerekirse, dava konusu 120, 128, 138, 149 ve 304 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarındaki düzeltme, ilgililerin rızaları dışında mahkeme hükmü olmaksızın yapılmıştır. Dolayısıyla tapu kayıtlarına sonradan tek taraflı olarak işlenen şerh yasanın açıklanan hükmüne uygun değildir. Davalı ... Müdürlüğünün iddiaları ise ancak tapu kayıtlarına vakıf şerhinin işlenmesi istemi ile açacağı bir davada dikkate alınabilir.
Kayda işlenen şerh Türk Medeni Kanununun 1027.maddesindeki yönteme uygun düşmediğinden, şerhin açıklanan gerekçe ile kaldırılması bu nedenle doğru olduğundan kararın onanması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2012/5101, K. 2012/6775, 14 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama