KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2014/16366 E., 2016/3369 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
418 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine 20.02.2013 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.05.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ KARAR _
Asıl dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil, karşı dava alacak istemine ilişkindir.
Davacı-karşı davalı, paydaşı olduğu 9 parsel sayılı taşınmazda dava dışı önceki paydaşlardan...'ın payını 21.02.2011 tarihinde davalıya satış yoluyla devrettiğini noter bildirimi yapılmadığını ileri sürerek önalım nedeniyle payın adına tescilini istemiştir.
Davalı-karşı davacı, dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunması nedeniyle asıl davanın reddini, mahkemece davanın kabul edilmesi halinde 62.000,00 TL üzerinden şuf'a hakkı tanınması gerektiğini, karşı davada ise inşaatı devraldıktan sonra inşaatta yaptığı masraflar nedeniyle fazlaya dair istek hakkı saklı kalmak üzere 10.000,00 TL'nin karşı davalıdan tahsili ile kendisine verilmesini istemiştir.
Mahkemece, 9 parsel sayılı taşınmazın 249 m2 olduğu ve parsel üzerinde iki ayrı ev bulunduğu, tanık beyanlarına göre davalıya hissesini satan....'ın hissesi üzerine inşaat yaptığı ve hissesini inşaat ile birlikte sattığı, bu evden başka bir ev daha bulunduğu, zeminde fiili taksimin bulunduğu, şuf'a hakkının kullanılamayacağı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın ise konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur.
Hüküm davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü kişiye satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağından davanın reddi gerekir.
Kötüniyet iddiası 14.2.1951 günlü ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Böyle bir durumda savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut olaya gelince; davalı-karşı davacı tarafından dava tarihi itibariyle önalım hakkına konu taşınmazda davacı-karşı davalı tarafından payına karşılık kullandığı bir yer mevcut olduğu ispatlanamadığından mahkemece davanın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2014/16366, K. 2016/3369, 17 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama