İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 14. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2014/17560 K.2016/5490

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.11.2013 gününde verilen dilekçe ile baz istasyonunun kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.11.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından…

Esas2014/17560Karar2016/5490Tarih4 Mayıs 2016Okuma6 dk · 1.236 kelime

KÜNYE

14. Hukuk Dairesi 2014/17560 E., 2016/5490 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
4 Mayıs 2016
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.236 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.11.2013 gününde verilen dilekçe ile baz istasyonunun kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.11.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_ KARAR _

Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 04.05.2016 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

_KARŞI OY_

Davada insan sağlığına ve çevreye zarar verdiği iddiası ile ... şirketine ait baz istasyonunun kaldırılması istenilmiş, mahkemece istemin reddine karar verilmiştir. Dairemizin çoğunluğu tarafından hüküm onanmıştır.

Öncelikle, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, baz istasyonunun yönetmelikte belirtilen limit değerler içerisinde kurulup işletildiği tespit edilmiş ise de bu limit değerlerin bilimsel geçerliliği tartışılmamış insan sağlığı ve çevreye olası etkileri de tam olarak saptanmamıştır.

Bundan ayrı olarak; "Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlarına Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü ve Denetimi Hakkında Yönetmelik"in Elektromanyetik Alan Şiddeti Limit Değerleri başlıklı 16. maddesi, Danıştay 13. Dairesinin; 22.05.2015 gün ve 2011/2352 E.- 2015/1943 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Yüksek Daire iptal gerekçesinde özetle; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 8.12.2011 günlü, 2011/12421 E.- 2012/2536 K. Sayılı (dosyasında hükme esas alınan) bilirkişiler raporuna atıfla; halk sağlığı açısından ilgili yönetmelik değerlerinin gerekli korumayı sağlayan bilimsel kesinliği olan bir değer olarak ele alınamayacağı, sürdürülen çalışmaları

tamamlandığında kanser gibi süreğen hastalıklara yol açabileceğiyle ilgili güvenilir sonuçlara varılacak olursa geri dönük bir telafisinin mümkün olmadığı, bütün bu nedenlerle (RF) ortamından olumsuz etkileneceği kuşkusu duyulan kişilerin olması durumunda baz istasyonlarının o yerde kurulmaması gerektiği, ihtiyatlılık ilkesi gereğince baz istasyonlarının toplum sağlığına zararlı olabileceği yönünde değerlendirmeler yapıldığı belirtilmiştir.

Yine sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının bir gereği olarak, çevre ve insan sağlığına ilişkin ciddi ve geri dönüştürülemez tehlikelerin bulunduğu durumlarda, tam bilimsel kesinlik bulunmamasına rağmen gerekli tedbirlerin alınması zorunluluğunu ifade eden ihtiyat ilkesine ve uluslararası standartlara temkinli yaklaşılması gereğine işaretle bu kapsamda diğer ülke uygulamaları da dikkate alınarak belirlenmeyen sınır değerlere ilişkin dava konusu yönetmelik maddesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Denilerek iptal kararı verilmiştir.

Dairemiz çoğunluğu tarafından baz istasyonunun yönetmelik hükümlerine uygun kurulmuş ve işletilmekte olduğu böylece insan sağlığına ve çevreye olası zararlarının olmadığı benimsenerek men'i müdahale ve kal istemleri kabul edilmemiş, yerel mahkeme kararı onanmıştır.

Gerekçesi yukarıda kısaca özetlenen Danıştay Yüksek 13. Dairesinin yönetmeliğin ilgili maddesini iptal etmiş olması karşısında yerel mahkemenin hükmüne esas bilirkişi raporunun hukuken bağlayıcılığı kalmadığı gibi kararın da yönetmelik bazında hukuki dayanağı ortadan kalkmıştır. Bu durumda hukuki dayanaktan yoksun yerel makeme kararının bozulması gerekirken onanmış olması usul ve yasaya uygun görülmemiştir.

Diğer taraftan yönetmeliğin ilgili hükümlerinin iptal gerekçesinde açıkça vurgulandığı ve benimsendiği üzere; yönetmelikte insanların geçici veya sürekli ikamet ettikleri yer sınırlarının bitiminden itibaren, önceki yönetmelikte yer aldığı gibi "güvenlik koridoruna" bu yönetmelikte yer verilmediği dolayısı ile insan ve çevre sağlığının korunmasına ilişkin gerekli tedbirlerin alınmadığı anlaşılmaktadır.

Bunun yanında, ...'nce cep telefonu kullanmaları tavsiye edilmeyen 16 yaşından küçük çocukların bulunduğu çocuk parklarına yönelik olarak yönetmelikte düzenleme yapılmamış küçük çocukların sağlığı korumasız bırakılarak tehlikeye açık hale getirilmiştir.

... Anabilim Dalı bünyesinde kurulmuş olan ... Merkezinde yapılan bilimsel çalışmalarda; baz istasyonu, cep telefonu, kablosuz internet gibi sistemlerden kaynaklı 900 ve 1800 mHz Radyo Frekans (RF) alanların saç kökü hücrelerinde DNA kırığına, kan beyin bariyeri geçirgenliğinde önemli derecede artışa, serbest radikal oluşumunda yükselmeye neden olduğu, DNA yapısında değişimlere yol açabileceği, programlanmış hücre ölümlerini arttırabileceği en önemlisi de gelişim süreci devam eden çocuk gruplarında %80 daha fazla RF soğurulduğu böylece beyin delta dalgasını değiştirdiği, hamileler ve yeni doğanlarda ve çocuklarında işitme tarama testlerinde önemli değişimlere yol açtığı bilimsel olarak saptanmıştır.

..., Nisan 2011'de baz istasyonu gibi sistemlerden yayılan Radyo Frenkans Radyasyonunu, 2B sınıfı karsinojen kabul etmiştir.

Türkiye'de kurulu baz istasyonlarında yönetmelik değerlerinin aşılmadığı mahkemelerce yapılan keşif ve bilirkişi raporlarıyla saptanmış ise de ... ve ... merkezi, söz konusu limit değerlerin insan ve çevre sağlığında yeterli koruma sağlayamadığını açıklamıştır. Birçok gelişmiş ülkenin, yönetmeliğin dayanağı ICNIRP limit

değerlerini yüksek bulduğu daha düşük değerleri baz aldığı bilinmektedir. Örneğin, 900 mHz frekansı için ICNIRP 41 V/m'lik değer belirlediği halde ...; 12 V/m'yi, ...; 4 V/m'yi, ...; 3,88 V/m'yi, ..., ..., ... ve ... ise 6.14 V/m'yi sınır değer almıştır.

Yönetmeliğin, 2001 yılında mevcut 4 operatör kaynaklı limit değerlerinin, 70 kg. Ağırlığında 1,70 cm boyunda sağlıklı bir erkek bazında kabul edildiği, oysa toplumda hamileler, çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıf hasta ve yaşlılar bulunduğu gerçeği gözardı edilmiştir. Bugün için aradan yaklaşık 14-15 yıl geçmiş olup, son 10 yılda baz istasyonu, cep telefonu, kablosuz iletişim sistemleri gibi teknolojilerin çığ gibi büyüdüğü ve bu oranda RF radyasyonun olumsuz etkisnin arttığı buna rağmen yönetmeliğin ilk yayımlandığı 12.07.2001 tarihinden bu yana sınır değerlerde olumlu bir değişikliğe gidilmediği anlaşılmaktadır.

Oysa, 1982 Anayasa'sının 17. maddesinde "Yaşama Hakkı", yine 56. maddesinde "Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması" başlıkları altında yapılan düzenlemelerin "insan sağlığı ve yaşama hakkı" olarak diğer temel haklar örneğin "haberleşme hürriyeti" karşısında birincil önceliğe haiz bulunduğu kabul edilmiştir. Diğer bir deyişle "yaşama hakkı" en kutsal ve öncelikli hak olup, tehdit ve tehlikeye maruz kalması halinde mülkiyet hakkı, haberleşme hakkı gibi haklardan önce gözetilmesi gerekir. Aksi halde yaşam hakkının tehlikede olduğu bir yerde diğer tüm hak ve hürriyetlerin hiçbir değeri kalmaz. Hiçbir hak insan hayatı kadar önemli ve öncelikli değildir.

Yine, Anayasımıza göre; herkes, yaşama, maddi-manevi varlığını koruma hakkına sahiptir. Devlet, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla görevlidir. Herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını sağlamak bu kapsamda çevre sağlığını korumak, çevre kirlenmesini önlemek ve de çevreyi geliştirmek de Devlete ait bir yükümlülüktür.

Ayrıca, hukuksal bağlamda tehlike sorumluluğunda işletenin, kusurlu olduğunun ispatı gerekmez. Aksine kusursuz sorumluluk söz konusu olup, tüm dikkat ve özen gösterildiği halde "kaçınılmaz" şekilde zararın doğduğunu ispat yükü işletene aittir.

Tehlike sorumluluğu, en ağır kusursuz sorumluluk halidir. Öteki sorumluluk hallerinde olduğu gibi tehlike sorumluluğunda da üç halde illiyet bağı kesilebilir. Bunlar; mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve 3. kişinin kusurudur. Tehlike sorumluluğunda işleten, kendisinden beklenen istisnasız tüm özeni ve önlemi yerine getirdiği halde yine de sonuç değişmemiş ve zarar oluşmuş ise bu zarardan sorumlu tutulması hak ve adalet duygularıyla bağdaşmaz.

Somut uyuşmazlıkta çözümün, tehlike sorumluluğu kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Buna göre işleten konumundaki davalının, baz istasyonunun insan ve çevre sağlığına verebileceği zarara karşı "önce insan" yaklaşımı ile "ihtiyat" ilkesine uygun olarak gerekli tüm dikkat, özen ve önlemi aldığını ve bunun gereğini eksiksiz olarak yerine getirdiğini ispatla yükümlüdür. Bu kapsamda öncelikle baz istasyonunu hiç olmazsa, insan ve çevre sağlığına en az zarar ihtimali olan bölgede konuçlandırması ve RF değerlerini asgari limitlerde tutması gerekir.

Nitekim, yakın zamana kadar bu tür uyuşmazlıklara bakan Yargıtay Yüksek 4. Hukuk Dairesinin ve sonrasında 1. Hukuk Dairesinin ve de Hukuk Genel Kurulunun bugüne kadarki yerleşik uygulamalarında uyuşmazlık, tehlike sorumluluğu kapsamında çözümlenerek; insan sağlığı ve çevrenin korunmasının birinci öncelik olduğu baz istasyonun daha uygun ve yerleşim çevresinden daha uzakta zarar vermeyecek şekilde konuçlandırılması gerektiği benimsenmiştir (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2006/2602 Esas, 2007/1532 Karar; 2008/1554 Esas, 2008/11727 Karar, 1. Hukuk Dairesinin, 2011/10808 Esas, 2011/12856 Karar; 2011/13746 Esas, 2011/12398 Karar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 2012/4-47 Esas, 2012/327 Karar; 2012/4-575 Esas, 2013/249 Karar).

Tüm bu açıklamalar ışığında baz istasyonlarının, insan ve çevre sağlığına ciddi ve geri dönüşü olmayan zarar tehdidi içerdiği gerçeği karşısında, yerel mahkemece vaki müdahalenin men'i ve kal'e karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmadığı halde sayın çoğunluk tarafından yönetmeliğin ilgili maddesinin iptal edimiş olması da değerlendirilmeden kararı onamış olması isabetli görülmemiş, bozma görüşünde olduğumuza dair karşı oy sunulmuştur.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2014/17560, K. 2016/5490, 4 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2014/17560
Karar No
2016/5490
Tarih
4 Mayıs 2016

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2014/17561 K.2016/6239
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2014/17562 K.2016/6241
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2014/17566 K.2016/8774
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2014/17570 K.2016/8778
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2014/17574 K.2016/6452
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2014/17576 K.2016/9486

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.