KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/66004 E., 2013/9825 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Nitelikli dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
593 kelime·3 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK. nun 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir.Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Sanıkların fikir ve işbirliği içerisinde hareket ederek şikayetçiler ... ve kızı ...in yaşadıkları evin kapısına gelip şıh olduklarını, kutlu doğum haftası nedeniyle yardım topladıklarını, karınlarının da aç olduğunu söyleyerek evin içine girdikleri, sohbet esnasında şikayetçilere evlerinde büyü olduğunu, isterlerse bu büyüyü kaldırabileceklerini, hırsız olmadıklarını söyleyip altı parçaya ayırdıkları ipi tek parça halinde çıkarmak suretiyle bir de illüzyon yaparak müştekilerde itimat sağladıktan sonra ev üzerinde bulunan büyüyü kaldırabilmek amacıyla evde bulunan altın ve parayı istedikleri,
sanıklara inanan şikayetçilerin evde bulunan 1.000,00 TL para, altın kol bağı, altın zincir, üç adet altın yüzük ve iki çift bileziği sanıklara verdikleri, sanıkların suça konu altın ve parayı, şikayetçilerin gözlerinin önünde bir bohçanın içine koydukları ve bohçayı kendilerinin bir odaya götürüp yerleştirerek kapıyı kilitleyip, Esma'ya "bahçeden 85 tane taş toplayacağız, kapının anahtarını annene vereceğiz",...'ye ise "biz şimdi çıkıyoruz, 20 dakikadan önce kapıyı açmayın, saate uymazsanız büyü bozulmaz" diyerek evden ayrıldıkları,
sanıklar ayrıldıktan 15 dakika sonra durumdan kuşkulanan şikayetçilerin birbirlerine odanın anahtarını sorduklarında anahtarı sanıkların götürdüğünü anlayarak kapıyı kırıp bohça içerisine baktıklarında altınların ve paranın olmadığını, sanıkların el çabukluğuyla söz konusu kıymetli eşyayı aldıklarını anladıkları olayda, mahkemenin "dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık" suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/66004, K. 2013/9825, 28 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama