KÜNYE
15. Ceza Dairesi 2012/16442 E., 2014/8473 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2014
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkûmiyet
Karar Metni
288 kelime·1 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Olay tarihinde Diyarbakır DÜTF Genel Cerrahi bölümünde abisinin yanında refakatçi olarak bulunan müşteki, kendisini Mehmet Kaya olarak tanıtan sanığın kendisi ile akraba olduğunu, annesinin ameliyat olduğunu ve boyunluğa ihtiyacı olduğunu söylediği, almak amacıyla birlikte gittiklerini ve sanığın girdiği pasajdan çıkarak parasının eksik kaldığını söyleyip müştekiden toplam 270 YTL aldığı,
sonrasında olay yerinden koşarak kaçtığı, müştekinin daha sonra kendisini teşhis edip polislere yakalattığı, sanığın bu eylemi ile dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve müştekinin beyanlarıyla tüm dosya kapsamına göre, sanığın suçu işlediği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Müştekinin amcasının dinlenmesi veya ilgili hastaneye yazı yazılmasının sonuca bir etkisinin bulunmayacağı dikkate alınarak tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/16442, K. 2014/8473, 30 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama