KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/820 E., 2013/14030 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Nitelikli dolandırıcılık
- Hüküm
- Beraat
Karar Metni
520 kelime·3 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmıyan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Diyarbakır Bismil İlçesinde, pamuk destekleme primi almak için yapılan başvurularda yoğun yolsuzluklar yapıldığı ihbarı üzerine pamuk üreticilerinin 2006 yılında pamuk ektikleri yerlerin tespitine yönelik Landsat uydu görüntülerinin incelendiği,
üreticilerin beyanlarındaki bilgileri içeren ...
(Çiftçi Kayıt Sistemi) kayıtlarındaki parseller uydu fotoğrafları vasıtasıyla kontrol edildiği, üreticilerin beyan ettikleri bir kısım yerlere pamuk ekmediklerinin belirlendiği, üreticilerin alınan ifadelerinde bu defa beyan ettikleri yerler dışında pamuk ektikleri yerleri göstermeleri nedeniyle suç kastının tespiti açısından üreticilerin ektiklerini iddia ettikleri yerlerin kadastro görevlileri tarafından GPRS ile ölçümü yapıldığı, ... ve PKS (prim kayıt sistemi) kayıtları ile Kadastro ve Tarım İl Müdürlüğü temsilcilerince mahallinde düzenlenen tespit tutanaklarının müştereken değerlendirilmesi neticesinde;
sanıkların toplam 986.950 metrekarelik alanda pamuk üretimi yaptığını beyan etmesine rağmen, beyan ettiği arazide pamuk ekilmediğinin tespit edildiği ve haksız destekleme primi almak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda;
Sanıkların PKS kaydına göre 986.950 metrekare alanda pamuk ekiminin gözüktüğü, teknik bilirkişilerce yapılan ölçüm ve Lansdat uydu görüntülerine aplike sonucu fiilen 800.320 metrekare alanda pamuk ektiklerinin tespit edildiği, bilirkişi raporuna göre pamuk ekili alanlarla ilgili yüzölçüm farklılığının GPS cihazının kullanımından kaynaklanan %5 ve bu cihaz vasıtasıyla alınan koordinatların uydu fotoğrafı üzerine aplike edilmesiyle bu alanların ölçümü esnasında el hassasiyetinden kaynaklanan %5 olmak üzere toplam %10'luk bir hatadan kaynaklanmış olduğu,
bu miktarın dekar başına elde edilebilecek azami miktar olan 600 kg ile çarpılması sonucu fiilen ekili olduğu tespit edilen alandan sattığından daha çok miktarda pamuk elde edilebileceğinin imkan dahilinde olduğu gerekçesiyle sanığın fiilen ürettiğinden fazla miktarda pamuk satışı yapmış gibi müstahsil makbuzu aldığı hususunda savunmanın aksine her türlü şüpheden uzak hükme yeter ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/820, K. 2013/14030, 25 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama