KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2006/5556 E., 2008/454 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2008
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
786 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı ... ... Anlagentechnik A.G. vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat ... ile davalı ... ... Anlagentechnik A.G. vekili avukat ... ile davacı ... İnş. Taah. Tic. A.Ş. vekili avukat Volkan Tufan .... Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Davada; 394.948.666.024 TL asıl alacak ve 142.000.000.000 TL. temerrüt faizi alacağı kalemlerinden oluşan toplam 536.948.666.000 TL. alacaktan, icra takip dosyasına yapılan 529.247.600.000 TL. ödeme düşülerek, kalan 7.701.066.000 TL’nin 26.12.2002 icra takip tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsili istenmiştir.
Davalı ... Elk. Mak. Yat. Tic. A.Ş. cevabında; ortak girişimi temsil etme ve mali konularda ödeme yapma yetkisinin pilot ortak diğer davalı ... ... Anlagentechnik AG şirketine ait olduğunu savunarak husumet yönünden davanın reddini istemiş,
Davalı ... ... Anlagentechnik AG’de cevabında; 394.948.666.024 TL. tutarındaki asıl alacağı kabul ettiklerini, faiz alacağını ise kabul etmediklerini, davacı alacaklı tarafından borçlu SAG .../Emta ortak girişimi aleyhine başlatılan icra takibi tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte iptâl edilmiş olduğundan icra takip tarihinin temerrüde esas
alınamayacağını, temerrüdün davanın açıldığı 23.06.2004 tarihinde oluştuğunu savunarak icra dosyasına yatırılan 529.247.600.000 TL. ödemenin ve dava tarihine kadar işleyen faizlerinin davacı alacağından takas-mahsup edilmesini ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece asıl alacağa ilişkin davanın kabulüne, 394.948,66 YTL alacağın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalı ortak girişimden tahsiline, faiz alacağına ilişkin istemin ise reddine dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Yanlar arasındaki uyuşmazlık 15.01.1999 tarihli taşeronluk (eser) sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl alacak ve ödemeler konusu taraflar arasında çekişmeli olmayıp, çekişme temerrüt tarihinin saptanmasına ve buna bağlı olarak da temerrüt faizi alacağına ilişkindir. Davacı alacaklı; borçlu ortak girişim aleyhine icra takibine geçildiği 26.12.2002 tarihi itibariyle temerrüdün oluştuğunu ileri sürerken, davalı borçlular; temerrüdün icra takip tarihinde değil, davanın açıldığı 23.06.2004 tarihinde oluştuğunu savunmaktadır.
Temerrüt; yanların kabul ettiği kesin vadenin geçmesiyle veya muaccel hale gelmiş belli miktardaki alacağın ödenmesi istemiyle borçluya gönderilen ihtarla, ya da alacağın tahsili için yetkili mercilere başvurulmakla oluşur.
Takip talebinde veya ödeme emrinde tarafların ad ve ticaret ünvanlarının tam olarak yazılmaması, ödeme emrinin borçlulara usulüne uygun biçimde tebliğ edilmemesi vs. hususlar takip hukuku bakımından takibin iptâline neden teşkil etse de, temerrüt bakımından aynı sonuçları doğurmaz.
Ayrı bir tüzel kişiliği olmasa bile ortak girişim aleyhine icra takibine geçilmesi; diğer bir ifadeyle takip talebinde borçlu şirketlerin ticaret ünvanlarının eksik yazılması; ortak girişimi oluşturan ve tüzel kişilikleri bulunan borçlu şirketler bakımından temerrüt oluşturur. Temerrüt için; tahsil talebiyle yetkili mercilere başvurulması yeterli olup, ödeme emrinin tebliği de aranmaz.
Bu açıklamalara göre somut olayda temerrüt; icra takibine geçildiği 26.02.2002 tarihinde gerçekleşmiştir. Nevar ki, davacı alacaklı yargılama aşamasında verdiği dilekçelerde ödeme emrinin tebliğ edildiği 03.01.2003 tarihinin temerrüde esas alınmasını istediğinden temerrüt faizinin bu tarihten itibaren hesaplanması gerekir.
O halde mahkemece yapılması gereken iş; davacının, çekişmesiz olan 394.948,66 YTL asıl alacak yanında, 03.01.2003 temerrüt tarihinden itibaren reeskont faizi (yasal faiz) oranlarına göre ne miktar faiz alacağına da hak kazandığını, icra takip dosyasına 09.05.2003 tarihinde yapılan 519.045,60 YTL’lik ödeme ile 08.01.2004 tarihinde yapılan 10.202,00 YTL’lik ödeme mahsup edildiğinde ödenmemiş bakiye alacak kalıp kalmadığını bilirkişi kurulundan alınacak ek raporla saptamak ve sonucuna karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, temerrüt tarihinin saptanmasında yanılgıya düşülmesi ve ödemelerin davanın her aşamasında mahsup edilmesi mümkün olduğu ve davacı yanca da dava ödemeler mahsup edilmek suretiyle açıldığı halde, karşı dava konusu yapılmadığından bahisle takas mahsup talebinin reddi doğru olmamıştır.
3- Dava dilekçesinde alacağa reeskont faizi uygulanması talep edildiği halde, mahkemece avans faizi uygulanmıştır. Davanın açıldığı tarih itibariyle reeskont faizi ibaresinden yasal faizin anlaşılması gerektiğinden, talebin aşılarak daha yüksek orandaki avans faizine hükmedilmesi HUMK’nın 74.maddesine aykırı olmuştur.
4- Mahkemece hüküm altına alınan alacağın davalı şirketlerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, tüzel kişiliği bulunmayan ortak girişimden tahsil kararı verilmesi de usule aykırıdır.
5- Mahkemece reddedilen miktar üzerinden davalılar yararına tam vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken davanın ilk celsede delillerin toplanmasından önce kabul edildiğinden bahisle ½ oranında vekâlet ücretine hükmedilmesi, kabul edilen miktar üzerinden davacı yararına ½ oranında vekâlet ücreti hesaplanırken de hesap hatası yapılarak ½ oranının altına inilmesi kabul şekli bakımından doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2006/5556, K. 2008/454, 28 Ocak 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama