KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2007/1623 E., 2008/2869 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Hakimliği
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı-karşı davacı ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili avukat ... ile davalı-k.davacı çvekili avukat ... .... Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 19.08.1997 asıl ve 04.04.2000 tarihli ek sözleşmelerden kaynaklanmıştır. Bu sözleşmeler uyarınca davacı arsa sahibine ait 22 parsel nolu arsa üzerinde inşaat yapılması ve 30 ay içerisinde teslim edilmesi öngörülmüştür.
Arsa sahibince açılan asıl davada inşaatta üç blok yapılması gerekirken, bir blokun tamamlandığı, diğer iki blokun yapılmadığı, inşaatın imar plân ve mevzuatına aykırı olup yıkım kararı verildiği ve para cezalarının uygulandığı ve işin süresinde de bitirilemediği ileri sürülerek akdîn feshiyle davalı şirketin muarazasının men’ine ve inşaattan el çektirilmesine karar verilmesi talep edilmiş, yüklenici tarafından ikame olunan karşı davada ise davacı üzerinde bulunan tapunun 65/120 payının iptâliyle adına tescili, mümkün olmadığı takdirde imalât bedeli olarak şimdilik 100.000,00 YTL’nin tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Mahkemece, arsa sahibi ...’un davasının kabulüne, davalı karşı davacı şirketçe açılan davanın reddine karar verilmiş hüküm davalı karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davalının imara aykırı bir yapıyı kısmen tamamlamasına rağmen sözleşmede belirtilen süre içerisinde, edimini tamamen yerine getirmeyerek temerrüde düşmüş olması sebebiyle asıl davayla verilen karara yönelik temyiz itirazları ile karşı davada ileri sürülen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Davalı ve karşı davacının sair temyiz itirazlarına gelince;
Yüklenici karşı davasında inşaatta gerçekleştirdiği imalât bedelinin tahsilini de talep etmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda inşa edilen yapının imara aykırı olduğu, yıkım kararı verildiği gerekçesiyle istem reddedilmiştir. Gerçektende yüklenici işinin ehli ve basiretli bir tacir olarak üstlendiği işi sözleşmesine imar mevzuatına, plân ve projesine uygun biçimde yapıp teslim etmekle mükelleftir.
Sözleşmede kararlaştırılan yapım şekli, imar mevzuatına uygun düşmüyor ise arsa sahibini uyarması ve gerektiğinde işi yapmaktan kaçınması zorunludur. Aksi takdirde BK’nın 357.maddesi uyarınca sonucuna katlanmalıdır. Dava konusu olayda davalı tarafından inşa olunan yapı, imar, plân ve projesine ve mevzuata aykırı olarak gerçekleştirilmiş olup, belediyece de yıkım kararı verilmiş ve para cezaları uygulanmıştır.
Kural olarak yıkımı gereken bir yapı nedeniyle yasal hale getirilmesi mümkün olmadığı sürece yüklenicinin bir bedel talep edebilmesi sözkonusu değildir. Nevar ki, dosyada mevcut belediye yazılarında ve alınan bilirkişi raporlarında, plân ve proje tadilatı yoluyla yapının plân ve projesine ve imar mevzuatına uygun hale getirilebileceği açıklanmış olduğundan bu konuda yükleniciye yapıyı yasal hale getirebilmesi bakımından yetki ve uygun bir mehil verilmelidir.
Gerektiğinde bu yolda masrafı yükleniciden alınarak yasal hale getirilmesi için nelerin gerektiği belirlenmelidir. Bu mehil sonunda yüklenici yapıyı yasal hale getirilebildiği takdirde, davacı arsa sahibine kalacak yapı için imalât bedeli hesaplanıp arsa sahibinden tahsiline karar verilmelidir.
Aksi takdirde, yeni yapının yasal hale getirilme imkânı yok ise veya verilen mehile rağmen yüklenici yapıyı yasal hale getirmemiş ise bu durumda imalât bedeliyle ilgili dava şimdiki gibi reddedilmelidir.
Her iki durumda da, davanın açılmasında kusuru bulunmayan arsa sahibi yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamalıdır. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeyle yüklenici şirketin açtığı imalât bedelinin tahsiline ilişkin davanın da reddedilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2007/1623, K. 2008/2869, 29 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama