KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2009/3107 E., 2009/4362 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
782 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Vek. Av. ...
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ise de miktar itibariyle duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, yanlar arasındaki 06.01.2006 tarihli sözleşmeye dayalı olarak açılmış olup, ödenmediği ileri sürülen 4071 USD’nin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 4071 USD’nin dava tarihinden itibaren sözleşmede kararlaştırılan günlük %0,5 akdi faizi ile fiili ödeme günündeki efektif satış kuru üzerinden YTL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekili, yanlar arasında yapılan 06.01.2006 tarihli yazılı sözleşme gereğince; davalı şirketin muhasebe ve üretim otomasyonunda kullanılmak üzere, ... Standart yazılımların kurulması, eğitim ve uyarlama süreçleri konusunda yüklendiği edimini yerine getirdiğini, saat ücreti KDV dahil 150 USD olmak üzere, 23 saat eğitim verildiğini ve hakedilen 4071 USD tutarındaki iş bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, tahsilini dava etmiştir. Yanlar arasındaki 06.01.2006 tarihli adi yazılı sözleşme, Borçlar Kanununun 355. maddesinde tanımlandığı üzere; niteliğince, bir eser sözleşmesi olup; bu sözleşmeyi davacı yüklenici; davalı ise, iş sahibi sıfatlarıyla imzalamışlardır. Sözleşmede iş süresi, 30 saat ve iş
... ./.. s.2
15.H.D. 2009/3107 2009/4362
bedeli de saat ücreti 150 USD, 202,50 TL birim fiyata uyarlanarak 7.168,50 TL tutarında kararlaştırılmıştır. Ancak, davada 4071 USD’nin aynen tahsili istenmiş ve mahkemece alacağın fiili ödeme günündeki efektif satış kuru karşılığı YTL tutarının tahsiline karar verilmiş ise de; bu uygulamaya yönelik temyiz bulunmadığından mahkemenin belirtilen bu hatalı uygulaması bozma nedeni yapılmamıştır.
Yanlar arasındaki sözleşmenin (2.) maddesinde günlük temerrüt faizinin %0,5 oranında olduğu yazılıdır. Mahkemece de sözleşmenin 2. maddesi hükmü uyarınca davası kabul edilen asıl alacağa akdi temerrüt faiz uygulanmıştır. Temerrüt faizinin sınırı yani oranı, tarafların anlaşması ile serbestçe belirlenebilir. Borçlar Yasası, bu konuda en yüksek bir sınır koymamıştır.
Sözleşme serbestliği ilkesini düzenleyen Borçlar Yasasının 19. maddesi gereğince, bir sözleşmenin konusu, yasanın gösterdiği sınır içinde serbestçe saptanabilir. Yasaya uymayan sözleşmeler, ancak Yasanın kesin olarak uygulanmasını öngördüğü hukuksal kurallara veya ahlaka veya kamu düzenine ya da kişilik haklarına aykırı olmadıkça geçerlidir.Hukuksal ilke bu olmasına karşın, sözleşme ile saptanacak faiz konusunda kötüye kullanmaların önlenmesi, kamu düzeni yasalarıyla olabilir.
Örneğin, Türk Ticaret Kanununun 1466. maddesi, tamamen koruyucu amacı taşıyan kamu düzeni ile ilgili hükümleri içermektedir. Bu yasa hükmü uyarınca, sözleşme hükmüne göre yerine getirilmesi gereken eda hakkında yasa ya da yetkili yerlerin kabul ettiği en yüksek sınırı aşan sözleşmeler, en yüksek sınır üzerinden yapılmış sayılır. Fazla edalar hata ile yapılmasa bile geri alınır.
Temerrüd faizi ile ilgili düzenlemeleri içeren Borçlar Yasasının 72., Türk Ticaret Yasasının 9 ve 1461. maddeleri ile. 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüd Faizine ilişkin yasanın 1. maddesi hükmü, miktarı sözleşme ile tespit edilmemiş ise, yasal faiz ve ticari işlerde uygulanacak yıllık temerrüd faizinin yukarı sınırını belirlemektedir. Görüldüğü üzere, yasal düzenlemelerde kural olarak temerrüd faizi “aylık” değil “yıllık” olarak öngörülmektedir.
Somut olayda ise, yanlar arasındaki sözleşmede asıl alacağa günlük %0,5 oranında akdi faiz uygulaması yapılacağı yazılı olup, yıllık tutarı %182,5 olmaktadır. Sözleşmenin 2. maddesinde yazılı faiz oranı açıklanırken “günlük” kelimesi, “yıllık” yerine maddi hataya dayalı olarak yazılmış ise, sözleşmenin yanlarınca düşülen bu maddi hata, “kazanılmış hak” sağlamaz.
O halde, mahkemece, belirtilen düzenlemelerin maddi hatadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi için, öncelikle ticari hayatta benzer faiz uygulamasının ölçülü ve düzenli olarak yapılıp yapılmadığının olağan tecrübe kurallarına göre yabancı para ile yapılan ve hatta (TL ile yapılan) sözleşmelerde aylık olarak bu derecede fahiş oranda akdi temerrüd faizinin kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının, yukarıda açıklanan hukuksal kurallar da gözetilerek değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sözleşmede yazılı “günlük” kelimesinin maddi hataya dayalı olduğu sonucuna varıldığı takdirde de akdi temerrüd faizinin yıllık %15 olarak kabulü ile mahkemece sonuca gidilmelidir. Aksi durumda ise, ekonomik koşullara, ticari hayattaki uygulamalara ve yanlar arasındaki sözleşmeden yanların ekonomik beklentilerine ve yarar dengelerine göre, sözleşmedeki faiz
...
./.. s.3
15.H.D. 2009/3107 2009/4362
hükmünün Borçlar Yasasının 19/son maddesi uyarınca kamu düzenine ve ticari ahlaka aykırı olup olmadığının ve dolayısıyla aynı Yasanın 20. maddesi gereğince “batıl” sayılması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi zorunludur. Kaldı ki mahkeme, yargılamanın her aşamasında Türk Medeni Yasasının 2. ve 3. madde hükümlerini doğrudan gözetmekle yükümlüdür. Türk Medeni Yasasının 2. maddesi gereğince, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın, açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Mahkemece, açıklanan bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde temerrüd faizi uygulanması doğru olmamış ve kararın açıklanan bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.
...
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2009/3107, K. 2009/4362, 14 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama