KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2009/5733 E., 2010/7155 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Hakimliği
Karar Metni
427 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Asıl dava kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca eksik imalât bedeli ile gecikme tazminatının tahsili istemiyle açılmış, davalı reddini savunmuş, birleşen davasında fazla imalât bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 12.07.1996 tarihli sözleşmede, inşaatın sözleşme tarihinden itibaren otuzüç ayda genel iskânı alınmış olarak ve anahtar teslimi tamamlanması, gecikme halinde arsa sahibine altı ay süre ile rayiç kira tazminatı ödenmesi, gecikmenin altı aydan fazla sürmesi halinde ise kira tazminatının iki katına çıkarılması kabul edilmiştir.
Hükme dayanak bilirkişi raporunda inşaat alanının, belediyeden satın alınan üçyüzkırksekiz m2 arsa nedeniyle büyüdüğünden yapım süresinin ruhsattan başlatılması gerektiği belirtilerek, ruhsat tarihi ile dava tarihinden sonra alınan genel iskânın tarihi arasındaki dönem için gecikme tazminatı hesaplanmıştır.
Davalı ve karşı davacıların birleşen davasında gerek ortak yerlerde gerekse arsa sahibine ait bağımsız bölümlerde fazla imalât gerçekleştirildiği bilirkişi raporu ile sabittir. İnşaat alanındaki büyümeden ve ortak yerlerdeki fazla imalâttan yüklenici de yararlandığı için ayrıca bedel isteyemez ise de, fazla imalâtın inşaat yapım süresini etkileyeceği de ortadadır.
Bu nedenle gerekli süre uzatımının bilirkişilerce hesaplanması gerekir ise de, inşaat yapım süresinin ruhsat tarihinden hesaplanması sözleşmeye aykırıdır.
O halde, mahkemece yapılması gereken iş, gerek inşaat alanında gerekse yüklenicilerin fazla imalâtı nedeniyle verilmesi gereken ek süreyi bilirkişiye hesaplatmak, bunu inşaat yapım süresine ilave etmek, böylece saptanan inşaatın tamamlanması gereken süre ile dava tarihi arasındaki gecikme kadar kira kaybını hesaplatmak ve hüküm altına almak olmalıdır.
Diğer yandan, birleşen davada, yapı ortaklığının hukuki statüsünün adi ortaklık olup hükmü şahsiyeti bulunmadığı, ortakların birlikte hareket etmesi gerektiği, birleşen davada adi ortaklardan Niyazi ve Aysu'nun davada yeralmadığı da gözetilerek davaya muvafakatlarının alınması,
alınamadığı takdirde ayrıca açılacak davanın birleştirilerek böylece taraf teşkili tamamlandıktan sonra ve yukarıda değinildiği üzere yüklenicinin ortak yerlerden pay isteyemeyeceği, ancak davacıya ait bağımsız bölümlerdeki fazla imalât bedelini isteyebileceği dikkate alınarak bunların yapım tarihi (2001) itibariyle saptanacak bedelini hüküm altına alınması gerektiği halde bu hususlar üzerinde durulmadan bilirkişi görüşü ile bağlı kalınarak ve dava tarihini aşan şekilde gecikme tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi,
yatırılan peşin harcın hesaplanmasında ilk davada yatırılan dışında bozmadan önce verilen karar üzerine tamamlanan harcın dikkate alınmaması da usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2009/5733, K. 2010/7155, 22 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama