KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2010/3846 E., 2010/4832 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Hakimliği
Karar Metni
335 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, 01.01.2005 tarihli “Yazılım Bakım ve Destek Anlaşması” başlıklı sözleşmeden kaynaklanmış olup davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davada; sözleşme süresinin bitiminden 90 iş günü öncesinde feshedilmesi gerekirken bu müddete uyulmadan feshedildiği ileri sürülerek sözleşme uyarınca alacak haklarının oluştuğu ve yapılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiği iddiasıyla itirazın iptâli, takibin devamı, %40 icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yanlar arasında imzalanan sözleşmede 1 yıllık sözleşme süresinden sonra akdin feshi için 90 iş günü öncesinde fesih ihbarı yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Davalı bu fesih ihbar süresine uymadan daha kısa bir süre içerisinde akdi bozmuş olduğundan kural olarak süreye bağlı fesihte haklı sayılamaz ise de, cevabında ve ihtarnamesinde davacının üstlendiği hizmetin sözleşmeye uygun bir şekilde yapılmadığı için akdi feshettiğini savunmuştur.
Sözleşmeye aykırı hareket edilmesi halinde davalı iş sahibinin 90 günlük süreyi beklemeden akdi feshetme yetkisinin bulunduğu ortadadır. Ancak mahkemece bu doğrultuda bir inceleme yapılmamıştır. Hükme dayanak bilirkişi raporunu düzenleyen kişi konunun uzmanı olmadığı gibi haklı sebebe dayalı fesih nedenlerinin oluşup oluşmadığı irdelenmemiştir.
Bu nedenle mahkemece konusunda uzman bilgisayar mühedisinden alınacak raporla davalı iş sahibinin fesihte haklı olup olmadığı değerlendirilmeli, fesih haklı ise dava reddedilmeli, davalı fesihte kusurlu ise sözleşme hükümleri doğrultusunda davacının hakettiği alacak ve tazminat saptanmalı ve icra takibinin fiili ödeme tarihindeki kurdan talepte bulunulduğu gözetilerek alacağa hükmedilmeli, ancak fesihte davalının haklı olup olmadığı mahkemenin takdirine ve yargılamaya muhtaç olduğundan %40 icra inkâr tazminatının reddine karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, taraf vekillerinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2010/3846, K. 2010/4832, 28 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama