KÜNYE
16. Ceza Dairesi 2020/865 E., 2020/4783 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2020
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- İlk Derece Mahkemesi
- Bingöl 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.03.2018 tarih ve 2016/204 - 2018/75 sayılı kararı
- Suç
- Silahlı terör örgütüne üye olma
- Hüküm
- Sanıkların TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 62, 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına ilişkin hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddi
Karar Metni
590 kelime·3 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık ... müdafiinin, ceza miktarı itibariyle yasal şartları taşımayan duruşma talebinin CMK'nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
I-)Sanıklar ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelemesinde;
1-)Sanıklar ... ve ... yönünden;
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a-) Hükmün açıklandığı 20.12.2017 tarihli oturumda SEGBİS yöntemiyle hazır bulunan sanık ...'a son sözünün verilmemesi suretiyle CMK'nın 216/3 ve 289/1-h maddelerine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması,
b-)Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşarak bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, sanıklar ... ve ... hakkında teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek fazla ceza tayin edilmesi,
2-)Sanık ... yönünden;
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekir.
Örgüte üye olmaktan anlaşılması gereken, örgütü kuranlar veya yönetenler dışında kalmakla beraber, örgütün amaçlarını benimseyerek verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaktır. Failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olup olmadığı, bu örgütsel pozisyonun doğrudan doğruya ortaya konulması veya failin eylem ve faaliyetlerinin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu ya da eylemin niteliğinden hareketle belirlenir.
Silahlı terör örgütlerinin silahlı kanatlarında faaliyet gösteren üyeleri olabileceği gibi, silahsız kanatlarında, kırsalda ya da yerleşim yerlerinde faaliyet gösteren üyeleri de olabilir. Örgüt üyeliğini kabulde asıl olan, failin nerede ve hangi faaliyette bulunduğu değil terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olup olmadığıdır.
Örgüte katılanın örgüte bir katkı sağlaması gerekir. Bu katkının maddi olması ise şart değildir. Kişinin verilen görevleri yerine getirmeye hazır olması da örgütü güçlendiren bir durumdur. Bu kişinin sadece varlığı bile üye olmak için yeterli olacaktır. Böylece örgüte üye olma fiili, örgüte kendi gücünü, enerjisini sunma, istendiği zaman kendisinden yararlanılabileceğini kabul etme, örgütü en azından potansiyel olarak güçlendirme şeklinde açıklanabilir.
5726 sayılı Tanık Koruma Kanununun 9/8. maddesi uyarınca "bu kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre, hakkında tedbir uygulanan tanığın beyanı tek başına hükme esas teşkil etmez" şeklindeki emredici düzenleme nazara alınarak;
Kolluk aşamasında müşteki sıfatıyla ifadeleri alınan ... ve ...' in beyanlarının bilgi alma mahiyetinde olduğu, söz konusu şahısların kovuşturma aşamasında bu beyanlarından döndükleri anlaşılmakla, sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütüyle organik bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde kesin kanaat verici delil bulunmadığı halde, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2020/865, K. 2020/4783, 6 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama