İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /16. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 16. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2006/5110 K.2006/7721

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Esas2006/5110Karar2006/7721Tarih4 Aralık 2006Okuma6 dk · 1.263 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2006/5110 E., 2006/7721 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
4 Aralık 2006
Mahkemesi
Kadastro Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.263 kelime·6 dk okuma

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kadastro sırasında 105 ada 149 parsel sayılı 2616.30 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesinde 3.derece sit alanında kaldığı şerhi verilerek kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle... ve ... ... adına tespit edilmiş iken kadastro komisyonu tutanağı ile 3.derece sit alanında olması nedeniyle zilyetlikle iktisap edilemeyeceğinden Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin komisyon kararı gibi davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ile ... ... tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddelerinde yazılı şartlar gerçekleşmiş olmakla beraber;

taşınmazın 3. derece Arkeolojik sit alanı içerisinde kalmış olması ve yargılama sırasında değişen ve sit alanlarında kalan taşınmazların zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini öngören 5226 sayılı Kanunla değişik 2863 sayılı Kanun’un 11. maddesi gereğince iktisabının mümkün bulunmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi değerlendirmede dosya kapsamına ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Mahkemece taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı yararına gerçekleştiği ancak sit alanında bulunması nedeni ile iktisabının mümkün bulunmadığı belirtilmek sureti ile hüküm kurulmuş isede; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama yeterli değildir.

Çekişmeli taşınmaz tarım arazisi niteliğinde olduğundan bahisle davacılar adına tespit edilmiş ancak komisyonca 3. derece sit alanında bulunması nedeni ile tutanağın malikhanesi değiştirilmiştir.

Taşınmaz üzerinde davacıların aralıksız, çekişmesiz, malik sıfatı ile zilyetliğinin tespitten geriye doğru 30 yılı aşkın süreye ulaştığı ifade edilmiş isede; taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı hususunda uzman ziraat mühendisinden görüş alınmaması ve ayrıca taşınmaz ormana bitişik olduğu halde öncesinin orman olup olmadığının orman tahdit harita ve mazbataları veya memleket haritası ile hava fotoğraflarının uzman orman mühendisi aracılığı ile uygulanmaması ve bu suretle arazinin niteliğinin belirlenmemiş olması doğru değildir.

Öncelikle taşınmazın zilyetlikle iktisap edebilecek yer olduğunun mer’a veya orman niteliği taşımadığının yapılacak araştırma ile kesin olarak belirlenmesi gerekir.

Yapılacak araştırma sonunda taşınmazın kadastro tespitinden önce kamu yararına tahsis edilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerden olmadığı ve 5226 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önce zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacılar yararına gerçekleştiğinin belirlenmesi halinde davanın kabulü yönünde hüküm kurulması gerekir.

Mahkemece 5226 sayılı Yasada yapılan değişiklikler sit alanlarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş isede; bu kabul Yasaya uygun bulunmamaktadır. Bilindiği üzere bir ülkenin zenginliklerinin, tarihi ve kültürel değerlerinin başında kültür ve tabiat varlıkları gelir. Bunların korunması ve özellikle gelecek nesillere aktarılması için herkese büyük görevler düşmektedir.

Bu varlıkların korunması için tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi hukukumuzda da bu konu üzerinde hassasiyetle durulmuş muhtelif tarihlerde yasa ve tüzükler çıkarılmıştır. Eski eserlerin korunması ile ilgili ilk Nizamname 29 sefer 1324 (10.4.1322) tarihli Asarı Atika Nizamnamesidir.

Bu Nizamnamenin 4. maddesinde; her türlü abideler, menkul ve gayri menkul Asari Atika hükümet malı sayılmış, gayrimenkul niteliğindeki Asari Atikaların kullanılması kesin olarak yasaklanmasına rağmen sit alanları hakkında her hangi bir hüküm getirilmemiştir.

Asarı Atika Nizamnamesini yürürlükten kaldıran 25.4.1973 tarih ve 1710 sayılı Eski Eserler Kanunu’nun 1. maddesi ise “sit” leri taşınmaz eski eserler arasında saymış, 3. maddesinde bütün taşınır ve taşınmaz eski eserlerin Devletin malı olduğunu bildirmiştir.

Aynı Yasa’nın 10. maddesi ile de “korunmaları lüzumu tesbit ve ilan olunan her çeşit eski eser tarihi ve tabii anıtlar ile bunlara ait korunma sınırları dahilindeki emlak ve araziye yeniden imar ihya hakkı tanınmaz ve tapu verilmez.” Kuralı kabul edilmiş, bu kurala paralel bir hüküm içeren 15. maddede ise önceki zilyetlik hakları korunmuştur.

“Ne varki gerek Asari Atika Nizamnamesinde ve gerekse Eski Eserler Kanununda Kültür ve tabiat varlıkları ve bunların koruma alanları ile sit alanlarının kesin bir ayırımı yapılmamıştır. Kendinden önceki tüm kanun ve nizamnameleri yürürlükten kaldıran 21.7.1983 tarih 2863 sayılı “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu” ise.

5. maddesinde taşınır ve taşınmaz bütün kültür ve tabiat varlıklarını Devlet malı saymış, 11. maddesinde bu varlıklar ile koruma alanlarının zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceğini hükme bağlamıştır. Kabul edileceği üzere Anadolu çeşitli medeniyetlere sahne olmuştur. Bünyesinde doğal Arkeolojik ve Jeolojik güzellikler barındırmaktadır. Bu nedenledir ki sit alanları Anadolu’da geniş sahaları kapsamaktadır.

Kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanları ise genellikle daha küçük alanlarda kalmaktadır. Bu itibarla sit alanlarında zilyetlikle mülk edinme yolunun kapanması ülke gerçeklerine tamamen ters düşmektedir.

Ülke gerçekleri ve tarihi zenginliklerin korunup kollanması ve gelecek nesillere aktarılması ilkelerini nazara alarak hareket eden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Hukuk Daireleri içerisinde korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı barındıran taşınmazlarla, bunların koruma alanlarının zilyetlikle edinmelerinin olanaksız bulunduğu,

bu niteliği taşımayan sit alanlarının ise koşulları gerçekleştiği takdirde edinilmelerine mani bir halin bulunmadığı yönünde uygulamada bulundukları halde, 14.7.2004 tarih ve 5226 sayılı Yasa’nın 5. maddesi ile 2863 sayılı Yasa’nın 11. maddesi değiştirilmiş ve yapılan düzenleme ile sit alanlarının zilyetlik yoluyla edinilmelerine, bir başka ifade ile Yargıtay’ın uygulamasına son verilmiştir.

Ne varki değişikliği içeren düzenlemede yürürlük tarihinden önce gerçekleşen hakları etkileyecek bir hükme yer verilmemiştir. Kazanılmış hakları bertaraf edecek bir hükme yer verilmediğine göre karar verirken kazanılmış hakların göz ardı edilemeyeceği kuşkusuzdur.

Kaldı ki Hukuk Genel Kurulu’nun 9.3.1988 tarih 987/2-860 esas ve 988/232 sayılı kararında da belirtildiği üzere herhangi bir yasa veya düzenleyici kural yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar.

Bunun doğal sonucuda yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceğidir. Başta mahkemeler olmak üzere yasaları uygulama durumunda bulunanlar onları geriye yürür sonuçlar doğuracak şekilde yorumlamamakla yükümlüdürler. Türkiye Cumhuriyeti, Anayasa’nın 2. maddesi hükmünce sosyal bir hukuk Devletidir.

Kazanılmış haklar her ne kadar açık bir biçimde Anayasa’da özellikle belirtilmemiş ise de, bunun Hukuk Devleti Kavramının temel taşlarından biri olduğu şüphesizdir. Anayasa’nın 87. maddesinde belirlenen Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kanun koyma, değiştirme ve kaldırmayı görevleri arasında sayan yetkisi uyarınca, kanun koyucu dilediği alanı düzenleme veya düzenlememekte serbest oluşu nedeniyle bir yasayı genel kuraldan ayrılarak geriye de yürütebilir.

Ancak, yasama organının bu yetkisi Anayasa esasları ile sınırlandırılmış bulunmaktadır. Bu sınırlardan bir tanesi de tartışmasız kazanılmış hakların saklı tutulmasıdır. Yasa koyucunun kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte bir yasa veya diğer bir düzenleyici kural koyması Hukuk Devleti ilkesine ve bunun sonucu olarak da Anayasa’ya aykırı bir davranış olacağı da kuşkusuzdur.

Hal böyle olunca, 2863 sayılı Yasa’nın 5226 sayılı Yasa ile değişik 11. maddesi hükmü yürürlüğe girmeden davacı yararına zilyetlikle mülk edinme şartları gerçekleştiğine, çekişmeli taşınmazın tesbiti 9.8.2004 yılında yapılıp 5226 sayılı Yasa 14.7.2004 tarihinde yürürlüğe girdiğine, Kadastro Hakimi taşınmazın tesbit tarihindeki hukuki ve geometrik durumunu o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde belirlemekle yükümlü olduğuna, yasa koyucu kazanılmış hakları bertaraf edici bir hükümde vazetmediğine göre davacıların davasının kabulüne, taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmesi gerekir.

Mahkemece yasadaki değişikliği kazanılmış hakları ortadan kaldıracak tarzda yorumlayıp yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de. Mahkemece kararı hükme esas alınan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu idari bir kurul olup kararlarıda idari niteliktedir. Anayasa'nın 125.maddesi gereğince her idari işlem ve eylem gibi Koruma Kurullarının kararlarıda yargı denetimine tabidir. Bu denetimi yapacak merci idari yargıdır.

İlgililerin idari yargıya müracaatları için yasada öngörülen süre Anayasamıza göre bu kararın yazılı olarak tebliğ edildiği tarihte başlamaktadır. İdari karar kesinleşmeden adli yargı hakiminin bu kararı esas olarak hüküm kurması söz konusu değildir. Adli yargıda kurul kararlarının yasaya uygun olup olmadığı tartışılamayacağına göre kurul kararlarının ilgililere tebliği sağlanıp dava açılıp açılmaması durumuna göre sonucunun beklenmesi ve buna göre karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

Mahkemece kurul kararının ilgililere tebliğ edilip edilmediği, edilmişse kesinleşip kesinleşmediği konusunda hiç bir araştırma yapılmaması da usul ve yasaya aykırı, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 4.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2006/5110, K. 2006/7721, 4 Aralık 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
16. Hukuk Dairesi
Esas No
2006/5110
Karar No
2006/7721
Tarih
4 Aralık 2006

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2006/5111 K.2006/12100
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2006/5112 K.2006/12101
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2006/5113 K.2006/12203
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2006/5114 K.2006/11614
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2006/5115 K.2006/12204
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2006/5117 K.2006/8021

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.