KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2008/9926 E., 2009/2643 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2009
Karar Metni
1.095 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında kadastro tesbitinden ... dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
Kadastro sırasında 4829, 4831, 4834, 4845, 4848 ve 5434 parsel sayılı 3040 m2, 64280 m2, 2400 m2, 10360 m2, 18520 m2 ve 400 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan tapu kaydına dayanılarak 4829 sayılı parsel ... ve paydaşları adına, 4831, 4834, 4845, 4848 ve 5434 sayılı parseller ise, 18/72 payı ..., 18/72 payı ..., 21/72 payı Konstanti ve 15/72 payı Argeriya adlarına tesbit edilmiştir.
Davacı Hazine, dava konusu tüm taşınmazların mütegayyip şahıslara ait olup Hazineye intikal ettiği, davacı ... ve ... ise, 4829 sayılı parsel dışındaki diğer taşınmazlara yönelik olarak yarı pay sahipleri ... ve ...’ın ölüm tarihleri ve kullanma durumu itibariyle tapu kayıtlarının kendileri yararına hukuki kıymetini kaybettiğini ileri sürerek dava açmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı Hazine ve müdahillerin davasının reddine, davacıların davasının kabulüne ve dava konusu taşınmazların tamamı 72 pay kabul edilerek 42/72 payın davacı ... mirasçıları adlarına, 30/72 payın ... mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş; karar Hazine ve müdahiller tarafından temyiz edilmiş; yerel mahkeme kararı Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 8.3.1996 tarih 1995/6980 esas ve 1996/2185 sayılı ilamı ile, 4831, 4834, 4845, 4848 ve 5434 sayılı parsellerde kendilerine pay verilen Konstanti Kika ve ...’nun kaçak ve yitik kişi olmadığı,
hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararı içeriğiyle kabul edildiğine göre Hazine'nin bu kişilerin paylarına yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmadığı belirtilerek 4831, 4834, 4845, 4848 ve 5434 sayılı parsellerdeki ... ve ... isimli kişilerin paylarına yönelik temyiz yönünden ise ... ile ...’ın mirasçılarının İstanbul’da oturmadıkları kaçak ve yitik kişilerden olduğu anlaşıldığına göre, adı geçenlerin paylarının Hazine adına tesciline karar verilmesi,
4829 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise Hazine dışında herhangi bir kişi tarafından itiraz edilmemiş olduğu halde bu parselin ... ve ... adına tesciline karar verilmesi doğru olmadığı gibi bu parselin tesbit maliklerinin taşınmazlarının Hazineye kalması gereken kişilerden olup olmadığının da araştırılması" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra yapılan yargılama sonunda, 25.11.1997 tarih 1997/1 esas ve 1997/6 karar sayılı ilamı ile 4829 sayılı parselin tamamının davacı
Hazine adına tesciline, 4831, 4834, 4845, 4848 ve 5434 sayılı parsellerin tamamı 144 pay itibar edilip 42/144 pay ... mirasçıları adına, 30/144 pay ... mirasçıları adlarına, ... ve ...’ya ait toplam 72/144 payın iptali ile davacı Hazine adına tesciline karar verilmiş. Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 6.7.1988 tarih 1998/237 esas, 3119 sayılı ilamı ile yerel mahkeme kararını onamış ve bu karar 22.10.1998 tarihinde kesinleşmiştir.
Yerel mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra ... mirasçısı ... vekili, 18.6.2002 tarihli temyiz dilekçesi ile 4829 sayılı parsel dışındaki taşınmazlara yönelik olarak hükmün bozulmasını istemiş, Bakırköy Kadastro Mahkemesi temyiz talebinin süre yönünden reddine karar vermiş bu karar da ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 3.5.2004 tarih 2004/1068 esas, 1687 kararı ile oyçokluğu ile onanmıştır.
Buna karşı yapılan karar düzeltme isteği nedeniyle 7. Hukuk Dairesi başkan ve üyelerinin davaya bakmaktan istinkaf etmeleri üzerine Yargıtay Başkanlar Kurulu kararı ile 16. Hukuk Dairesi görevlendirildiğinden yapılan inceleme sonunda mirasçı ...’a mahkeme kararının usulüne uygun biçimde tebliğ edilmediği anlaşıldığından karar düzeltme isteğinin kabulüne, 7. Hukuk Dairesinin 2004/1068 esas, 1687 sayılı kararının kaldırılmasına, Bakırköy Kadastro Mahkemesinin 1.7.2002 tarih 1997/1 esas, 1997/6 sayılı kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilip;
esastan inceleme sonucunda da (4829 sayılı parsel hariç diğer parseller için) kayıt maliki davalı ... mirasçılarının kaçak ve yitik kişilerden olduğu, İstanbul’da oturmadıkları ve kendilerini tanıyan kişilerin bulunmadığının toplanıp değerlendirilen delillerle saptandığı,
bir an için ... mirasçılarının kaçak ve yitik kişi olmadıkları kabul edilse dahi, taşınmazları hiç kullanmamaları, 3. kişilerin kullanması ve kayıt malikinin ölüm tarihine göre dayandıkları tapu kaydının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesi gereğince hukuki kıymetini kaybettiği bu suretle temyiz edenlerin taşınmazlar üzerinde korunmayı gerektirir bir haklarının bulunmadığı tüm dosya kapsamından belirlendiğinden temyiz itirazlarının reddine 27.2.2006 tarihinde karar verilmiş; buna karşı yapılan karar düzeltme isteği de 9.10.2006 tarihinde reddedilmiştir.
Bu kez 12.9.2008 tarihli temyiz dilekçesi ile yine ... mirasçıları olduğunu belirten ... vekili ..., davalı ... hakkında gaiplik kararı alınmadan, kendisine kayyum atanarak taraf koşulu sağlanmadan hakkında verilen hükmün, usulen mirasçılarına tebliğ edilmemiş olması nedeniyle kesinleşmeyeceğini, davalıların murisi ...’nin kaçak ve yitik kişi olmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
Bakırköy Kadastro Mahkemesi 19.9.2008 tarih 1997/1 esas, 6 karar sayılı ek karar ile temyiz isteğini süre yönünden reddetmiş bu karara karşı da tekrar temyiz isteğinde bulunmuşlardır.
1- Dhimitra ... mirasçıları; ..., ... ve ... vekilinin temyizi yönünden; ... mirasçısı ...’nın 14.11.1998 tarihnide vefat ettiği vekili Avukat ... ...’e yerel mahkeme kararının 13.2.1998 tarihinde tebliğ edildiği, ... o tarihte hayatta olup, vekalet ilişkisi devam ettiğinden vekile yapılan tebligat geçerli olup süresi içerisinde karar temyiz edilmediği için sonradan ... mirasçılarının yaptığı temyiz inceleme isteğinin "süre yönünden reddine ilişkin" Bakırköy Kadastro Mahkemesinin 19.9.2008 tarih 1997/1 esas, 6 sayılı ek kararı yerinde olup dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2- Davalı ... mirasçısı ... mirasçıları ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; ...’nin 17.1.1996 tarihinde vefat ettiği vekili olan Avukat ... ...’e 25.11.1997 gün 1997/1 esas, 6 sayılı kararı 13.2.1998 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Sözleşmeden ya da işin niteliğinden tersi anlaşılmadıkça vekillik gerek vekilin gerek vekalet verenin ölümü, eylem yeteneğini yitirmesi ya da iflası ile sona erer.
Gerek temsil yetkisi, gerekse vekalet ilişkisini düzenleyen BK’nun 35 ve 397. maddeleri hükümleri bir karineyi hükme bağlamıştır. Bu karine, aslolanın ölümle temsil yetkisi ve vekalet ilişkisinin sona ermiş olacağıdır. Olayda vekalet ilişkisinin ölümden sonrada devam edeceği hususunda vekaletnamede bir hüküm bulunmadığı gibi, işin niteliği de vekaletin devamını gerektirmemektedir.
Bu itibarla davalı ...’nin ölümünden sonra vekili sıfatıyla Avukat ... ...’e yapılan tebligatın geçerli olduğunu ve hükmün kesinleştiğini kabul etmek mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davalı ... mirasçılarından ...’nin mirasçılarının temyiz isteklerinin kabulü ile Bakırköy Kadastro Mahkemesinin 19.9.2008 tarih 1997/1 esas, 1997/6 sayılı ek kararının BOZULMASI suretiyle ortadan kaldırılmasına karar verilip işin esastan incelenmesine gelince;
a) Dava konusu 4829 sayılı parselde davalıların kök murisi ... ve mirasçıları tesbit maliki olmadıkları gibi tespite karşı usulen açılmış bir davaları da olmadığından bu taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
b) Dava konusu 4831, 4834, 4845, 4848 ve 5434 sayılı parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince; kayıt maliki davalı ... mirasçılarının kaçak ve yitik kişilerden olduğu, İstanbul’da oturmadıkları ve kendilerini tanıyan kişilerin de bulunmadığı mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle saptandığına,
bir an için ... mirasçılarının kaçak ve yitik kişi olmadıkları kabul edilse dahi adı geçenlerin taşınmazları hiç kullanmamaları ve arazilerinin devamlı surette 3. kişiler tarafından kullanılmış olması ve kayıt malikinin ölüm tarihi nazara alındığında dayanılan tapu kaydının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesi gereğince hukuki kıymetini kaybettiği bu suretle temyiz edenlerin taşınmazlar üzerinde korunmayı gerektirir bir haklarının bulunmadığı mahkemece mahallinde yapılan keşif, uygulama, bilirkişi ve tanık sözleri,
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2008/9926, K. 2009/2643, 16 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama