KÜNYE
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/2110 E., 2010/6214 K.·Mahkemesi :kadastro Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2010
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 108 ada 39 parsel sayılı 7870,85 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar ... ve ... adlarına eşit paylarla tespit edilmiştir. Davacı ... ve müşterekleri, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın kök muris... adına tescili istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün davalı ... tarafından üçüncü şahıslardan satın alındığı, bir bölümünün ise tarafların kök murisi...'dan taksimen davalıların murisi ... ...'a kaldığı kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacılar çekişmeli taşınmazın kök muris...'dan geldiği ve kök muristen gelen taşınmazların taksim edilmediği iddiasına dayanmaktadırlar.
Davalı ... ise taşınmazın bir kısmını 1987 yılında üçüncü şahıslardan satın aldığını, bir kısmının ise kök muris...'dan taksimen babası ... ...'a O'ndan da kendilerine kaldığını savunmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazın tamamının kök muris...'dan kalıp kalmadığı ve İsa ... terekesinin taksim edilip edilmediği hususundadır. Mahkemece bu hususlarda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulmuştur.
Toplanan deliller taksimin varlığı ya da yokluğu konusunda hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi davalıların dayanağı olan satış senedi de yöntemice uygulanarak kapsamı belirlenmemiş ve yine taraflar arasında taksime ilişkin derdest davaların birleştirilmesi gerektiği hususu da düşünülmemiştir. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile hüküm kurulamaz.
Doğru sonuca ulaşılabilmesi için taraflar arasında taksime ilişkin derdest davalar birleştirilmeli, taksim delillerini bildirmek üzere davalı tarafa süre verilmeli, İsa ...'ın ölüm gününde terekesine dahil olan tüm taşınmaz mallara ait kadastro tutanaklarının örnekleri dosya içine getirtilmeli, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ile sağ olan ve satış senedinde imzası bulunan tanıkların katılımı ile yeniden keşif
yapılmalıdır. Keşfe katılacak yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından İsa ...'ın terekesine dahil olan taşınmazların hangileri olduğu, akibetlerinin ne olduğu, kimler adına tespit edildikleri, mirasçıları arasında usulen taksim olup olmadığı, taksim varsa kimlerin payına hangi taşınmazların düştüğü, taşınmaz almayan mirasçısı varsa hissesine karşılık ne aldığı, muris...'ın sağlığında taşınmazlarını paylaştırıp paylaştırmadığı,
paylaştırmış ise kimlere hangi taşınmazların düştüğü, çekişmeli taşınmazın ... ...'dan kalan bölümünün... mirasçıları arasında yöntemince taksime konu olup olmadığı tek tek sorulup saptanmalı, davalı dayanağı 15.04.1987 tarihli satış senedi tanıkları ve yerel bilirkişilerden taşınmazın bir bölümünün ... tarafından satın alınıp alınmadığı,
senette yazılı hususların doğru olup olmadığı sorulmalı, senette yazılı sınırlar yerel bilirkişilere tek tek okunarak zeminde göstertilmeli, yerel bilirkişilerce gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve bu suretle senedin çekişmeli taşınmazın hangi bölümüne tekabül ettiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, gerektiğinde beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı,
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/2110, K. 2010/6214, 22 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama