KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2016/11422 E., 2019/6482 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2019
Karar Metni
298 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı ..., ... İli Merkez İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakıldıktan sonra, 21.01.2013 tarihinde idari yoldan 235 parsel numarasıyla 32.090,03 metrekare yüzölçümlü olarak hali arazi vasfıyla Hazine adına tescil edilen taşınmazın bir bölümü hakkında, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 235 parsel sayılı taşınmazın 26.10.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.554,49 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile, zeytinlik vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ..., dava dilekçesinde sınırlarını gösterdiği ve tescil harici alanda kaldığını belirttiği taşınmaz bölümünde lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu iddiasıyla taşınmazın adına tescili istemiyle 12.03.2014 tarihinde dava açmıştır. Mahkemece yapılan keşif sonucunda, çekişmeli taşınmaz bölümünün dava tarihinden önce 21.01.2013 tarihinde idari yoldan davalı Hazine adına tapuya tescil edilen 235 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı anlaşılmıştır.
Çekişmeli taşınmaz bölümünün dava tarihinde tapulu bir yer içerisinde kaldığı anlaşılmasına rağmen, davacı taraf davasını tapu iptali ve tescil davası olarak ıslah etmemiştir. Dava tescil talebiyle açılmış olduğundan ve davacı tarafça yasal süresi içerisinde ve yöntemine uygun şekilde ıslah talebinde bulunulmadığından, davanın tapu iptali ve tescil davası olarak görülüp sonuçlandırılması hukuken mümkün değildir.
S/E
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2016/11422, K. 2019/6482, 16 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama