KÜNYE
16. Hukuk Dairesi 2017/1112 E., 2020/3201 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2020
Karar Metni
405 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan, 332 ada 34 , 271 ada 13 ve 24 parsel sayılı muhtelif yüzölçümlü taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 332 ada 34, 271 ada 13 ve 24 parsel sayılı taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı ... üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de, 6100 sayılı HMK'nın 312/2. maddesinde. “Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise, yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 10.000,00 TL dava değeri üzerinden tapu iptali ve tescil davası açmış olup, davalı, ilk duruşmadan evvel verdiği cevap dilekçesi ile davayı kabul etmiştir.
Davacı vekilinin talebi üzerine, kabul beyanından sonra mahallinde keşif yapılmış ve keşif sonucu belirlenen 50.902,05 TL değer üzerinden eksik harç davacı vekili tarafından ikmal edilerek; davalı aleyhine 3.075,02 TL nisbi vekalet ücretine ve keşif giderlerine hükmedilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 311. maddesinde, kabulün yapıldığı anda kesin hükmün bütün sonuçlarını doğuracağı ifade edilmiş olup, davalı 20.10.2015 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğinden, bu tarih itibariyle kesin hükmün sonuçlarının doğacağı ve kabul tarihinden sonra davacının eksik harcı ikmal etmesinin lehine bir hak kazandırmayacağı gözetilerek,
davalının ilk duruşmadan evvel verdiği dilekçe ile davayı kabul etmiş olmasına ve isim fonetiğindeki yakınlık ve benzerlik nedeniyle taşınmazın kendisi adına tespit edilmiş olabileceğine yönelik beyanı dikkate alındığında, davalının davanın açılmasına kendi hal ve davranışlarıyla sebebiyet verdiğine dair bir durumun dosyaya yansımamış olmasına göre, kabul beyanından sonra belirlenen dava değeri üzerinden davalı aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2017/1112, K. 2020/3201, 21 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama