KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2008/1659 E., 2008/4684 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Bakırköy Asliye 4. Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
278 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını borcu karşılayacak malı bulunamadığını açıklıyarak borçlunun taşınmazının diğer davalılara satışına ilişkin tasarrufun iptaline ve taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında açık fark bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece taşınmazın satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine toplanan delillere uygun düşmemektedir.
Dava konusu taşınmaz için banka kredisi kullanıldığı ve bu kredinin davalı borçlu adına eşine havale edildiği dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Ayrıca satın alanlar tarafından satıcı ... ...’nın eşi ve vekiline 99.500.YTL ödendiği banka dekontu ile anlaşılmaktadır. Bu konudaki davalılar savunmasını aksi de kanıtlanamamıştır. Ayrıca tapudaki resmi akit tablosunda satış bedeli 31.000.YTL ödendiği de yazılıdır. Bu ödemeler değerlendirildiğinde taşınmazın gerçek değeri ile satış bedeli arasında tasarrufun iptalini gerektirecek derecede fahiş farkın bulunmadığı
sonucuna varılmaktadır. Davalının alacaklısından mal kaçırma amacında olduğunun davalılarca bilindiği veya bilinmesinin gerektiği konusunda da yeterli delil bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle göz önünde bulundurularak karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2008/1659, K. 2008/4684, 16 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama