KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/2325 E., 2009/5340 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Eylül 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
345 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın tam kusurlu çarparak hasar verdiğini ileri sürerek, sigortalısına ödenen miktardan kalan 10.200.TL'nin, ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, kusur oranına ve hasar miktarına itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre davanın kabulü ile 10.200.TL tazminatın, dava tarihinden yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. TTK.nun 1301. maddesi uyarınca sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder.Bu madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere sigortacının, sigorta ettirene halef olabilmesi için öncelikle gerçekleşen riziko bedelini sigortalısına ödemesi gerekmektedir. Bu nedenle sigortacının üçüncü şahsa rücu edebilme tarihi, sigorta ettirene ödeme yaptığı tarihtir. Bu davada ise davacı, sigortalısına 25.10.2005 tarihinde ödemede bulunmuş ve hükmolunacak miktar yönünden ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesini istemiştir.
Mahkemece bu husus gözönüne alınarak ödeme tarihinden temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde dava tarihinden faize hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2009/2325, K. 2009/5340, 14 Eylül 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama