KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/1293 E., 2010/7796 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2010
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
731 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı ve davacı 3.kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi şirket vekili ,... 5.İcra Müdürlüğünün 2009/487 Esas Kazan İcra Müdürlüğünün 2009/77 Talimat sayılı dosyasından, davacının borçludan takip ve hacizden önce satın aldığı işyerindeki malların 23.01.2009 ve 24.02.2009 tarihlerinde haczedildiğini belirterek ,İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davası ile 23.02.2009 tarihli hacizle ilgili istihkak prosedürü tamamlanmadan 24.02.2009 tarihli haczin yapılması ve 25.02.2009 tarihli icra emrinin çıkartılması işlemi şikayet edilmiş,Mahkemece davalar arasında irtibat bulunduğundan birleştirilmiştir.
Davalı alacaklı vekili,haciz mahallinde borçluya ait belgelerin bulunduğu ve borcun doğumundan sonra işyerinin devredildiğinden BK’nun 179.maddesine göre 3.kişinin sorumluluğu bulunduğundan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu ,duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece,davacı ve borçlu şirketler arasında yapılan işlemlerin işyeri devri niteliğinde olduğu ,devir alanın devraldığı işletmenin borçlarından sorumlu olacağından bahisle dava ve şikayetin reddine vermiş, hüküm davacı 3.kişi ve lehe tazminat ve nisbi vekalet ücreti takdir edilmediği gerekçesi ile davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava,İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak 3.kişi tarafından açılan istihkak davasına ilişkindir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere ,mahkeme kararının gerekçesinde,dayanılan delillerin tartışılıp ,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve takibin durması kararı teminatsız olarak verildiğinden İİK’nun97/3-13.madde koşullarının oluşmadığından tazminat takdir edilmemesi isabetli olup,vekalet ücreti ise düzeltilmiş ancak şikayetle ilgili ücret takdir edilmemiş bulunmasına göre ve borcun 28.11.2008 tarihinde doğduğu ,devrin ise bu tarihten sonra 07.01.2009 tarihide yapıldığı sabit olmakla davacı 3.kişi vekilinin ve davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.İstihkak davalarında dava değerini takip konusu alacak miktarı ile dava konusu hacizli malın değerinden hangisi az ise o değer oluşturmakta olup hükmedilecek vekalet ücretinin matrahını da bu değer oluşturmaktadır.
Somut olayda ,takip konusu alacak miktarı dava konusu hacizli malların değerinden daha düşük olduğundan bu değer üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 11,maddesi 4.fıkrası son cümlesi gereğince nisbi olarak hükmedilmesi gerekirken fazla vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3.Davacı tarafından ayrı bir dava olarak açılan şikayet istemi istihkak davası ile birleştirilmiş ve bu istem yönünden de red kararı verilmiş olduğundan davalı alacaklı yararına her bir dava yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken sadece istihkak davası yönünden vekalet ücreti takdir edilmesi de isabetsizdir.
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirir nitelikte görülmediğinden, HUMK 438/7 .maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. tüm
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/1293, K. 2010/7796, 5 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama