KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/4091 E., 2010/9142 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2010
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
571 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asil davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı/karşı davacı (alacaklı) vekili, davalı borçlu vekili ve davacı-karşı davalı 3.kişi üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, İstanbul 1.İcra Müdürlüğünün 2008/6454 Esas sayılı dosyasından, davalı (alacaklı) tarafından borçlu aleyhine yapılan takipte, müvekkilinin haciz tarihinden önce 13.6.2007 tarihli noter satış sözleşmesi ile satın almış olduğu ...plakalı araç üzerine haciz konulduğunu ileri sürerek, araç üzerindeki haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, aleyhlerine açılmış olan istihkak davasının reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş ve karşı dava olarak; davacı 3.kişi ile borçlu arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlem bulunması nedeniyle, İİK.nun 277.vd. maddeleri uyarınca, tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (borçlu) vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre; dava konusu aracın noter satışının haciz tarihinden önce gerçekleştiği, davacı 3.kişi ile davalı borçlu arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığı gerekçesiyle, Asıl davada; davanın kabulü ile ...plakalı araç üzerindeki haczin kaldırılmasına, davalı (alacaklı) vekili tarafından açılan karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı/Karşı davacı (alacaklı) vekili,
davalı borçlu vekili ve davacı-karşı davalı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmün tefhiminin HUMK.nun 489.maddesinin yollamada bulunduğu aynı yasanın 388.maddesindeki unsurları içerir biçimde yapılmadığı anlaşıldığından, tebliğden itibaren 10 günlük temyiz süresi dikkate alınıp, davacı-karşı davalı vekilinin temyizin süresinde olduğu kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçildi.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı (borçlu) vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının, davalı-k.davacı (alacaklı) vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ve davalı alacaklının da karşılık olarak açtığı İİK.nun 277.ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı 3.kişinin açmış olduğu ve kabul ile sonuçlanan asıl davada (istihkak davası) davacı lehine 2.200,00 TL.vekalet ücretine hükmedilmesine rağmen, davalı-karşı davacı (alacaklı) tarafından harcı yatırılarak açılan ve asıl davadan bağımsız olup red ile sonuçlanan tasarrufun iptali davası nedeniyle, karşı davalı (3.kişi) yararına, ayrı bir vekalet ücretine daha hükmedilmesi gerekir. Takdir edilecek avukatlık ücreti ise, şayet dava, dava şartından red edilmiş ise maktu, esastan red edilmesi halinde nisbi tarifeye göre hesaplanacaktır.
O halde, mahkemece takip konusu borcun doğumunun (kaynağının) kredi sözleşmesi olup olmadığı, takip dayanağı 03.3.2008 ve 31.3.2008 tanzim tarihli senetlerin kredi sözleşmesi ile ilişkili olarak verilip verilmediği, borcun doğumu kredi sözleşmesi ise, sözleşme tarihinin, dolayısıyla borcun doğum tarihinin sorulup araştırılarak belirlenmesinden sonra, karşılık olarak açılmış olan ve asıl davadan bağımsız olan tasarrufun iptali davasının red sebebine göre, davacı-karşı davalı 3.kişi yararına maktu ya da nispi (alacak tutarı ile haczedilen malın değerinden hangisi daha az ise, o değer üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3.kısmına göre) vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği hususu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/4091, K. 2010/9142, 1 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama