KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/9757 E., 2011/3623 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
310 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın ... idaresinde bulunduğu sırada meydana gelen tek taraflı kazada hasar gördüğünü, hasar bedelinin sigorta şirketi tarafından ödenmediğini belirterek 17.017,85 TL tazminatın 2.9.2006 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunmuş, davacıya ait aracın ...tarafından kullanıldığı belirtilmiş ise de kaza tespit tutanağına göre aracı davacının kullandığı ve alkollü olduğu tespit edildiğinden hasarın kasko sigortası teminatı kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre zamanaşımı itirazının reddi ile kaza sırasında sürücünün davacı olduğu ve alkollü olarak araç kullanması nedeniyle hasarın kasko sigortası teminat kapsamı dışında olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 1268. maddesi genel kural olarak, sigorta sözleşmelerinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı hükmünü getirmiştir.
İşbu iki yılın başlangıç tarihi ise, Borçlar Yasasının, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihten başlayacağını belirten 128/1.maddesindeki genel hüküm karşısında ve TTK.nun 1299 ve 1292. maddeleri gözönüne alındığında, rizikonun gerçekleştiğinin sigortalı tarafından haber alınmasından itibaren, ihbar yapılması gereken 5 günün sonudur.
Somut olayda olay 2.9.2006 tarihinde meydana gelmiş 5 gün sonrası olan 7.9.2006 tarihinde zamanaşımı süresi başlamış, dava 19.12.2008 tarihinde açılmıştır. Davalı vekili tarafından süresinde verilen cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunduğuna göre, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde reddi doğru değil ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın onanması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/9757, K. 2011/3623, 19 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama