KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2011/12375 E., 2012/1713 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Adana Asliye 4. Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
411 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu Sadık aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun dava konusu taşınmazını davalı kardeşi Recai’ye satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu ve satışın yakın akrabalar arasında yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş hüküm vekalet ücretine yönelik olarak davacı vekili,esasa ilişkin olarak da her iki davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 04.07.2011 tarih 2010/11348-2011/6989 sayılı kararı ile davalılar vekilinin temyiz istemi incelenerek onanmasına karar verilmiştir.
Dairemizce, davalılar vekilinin temyiz itirazları incelendiği, davacı vekili de süresi içinde kararı temyiz ettiği halde sehven temyiz itirazlarının incelenmediği anlaşılmakla; davacı vekilinin 25.08.2010 tarihli dilekçesindeki temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı yararına "tavzih şerhi" başlığı altında taşınmazın gerçek değerinden daha az olan alacak miktarı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uya-
rınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda davanın kabulü halinde davacı yararına vekalet ücretine hükmedilecek olup davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir.
Somut olayda davacı, dava dilekçesinde borçlu davalı tarafından diğer davalıya satılan taşınmaz payına ilişkin tasarrufun iptali ile kendisine cebri icra yetkisi verilmesini talep etmiş, mahkemece bu talep kabul edilerek davacı tarafa cebri icra yetkisi verilmiş, ancak fazla gösterilen dava değeri üzerinden de davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Bu durumda davanın kabul edilmesi nedeniyle davacı tarafından fazla gösterilen bir dava değeri olmadığından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil, bozma nedeni ise de bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2011/12375, K. 2012/1713, 16 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama