KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/1622 E., 2012/7026 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Ankara Asliye 1. Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
333 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı ...’ye satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu ve satışın alacaklının zararına olarak yapıldığı gerekçesi ile konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacının haklı olduğu belirtilerek davalıların yargılama giderleri ile sorumlu tutulmalarına karar verilmiş hüküm davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu tasarrufun yapıldığı sırada taşınmaz üzerinde ipotek bulunduğu ve bu ipotekten dolayı ipotek alacaklısı bankanın yaptığı takip sonucunda ipoteğin paraya çevrilmesi sonucu taşınmazın satıldığı, geriye davalı 3. kişi ...’ye bir para kalmadığı da anlaşıldığına göre davanın konusuz kaldığı gerekçesine dayalı olarak, karar
verilmesine yer olmadığına yönelik mahkeme hükmünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki takibe konu edilen ve satış sırasında taşınmazın tapu kaydında yer alan ipotek miktarının 3. kişinin tapuda ödediği bedele ilavesinin gerektiği yerleşmiş Dairemiz uygulaması haline gelmiştir. Bu ekleme de yapıldığında taşınmazın satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında mislini aşan fark bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Davacı tarafça davalı ...’nin, davalı borçlu ...’ın alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu yönünde delil de ibraz edilmediğine göre iptal koşullarının mevcut olmadığı bellidir. Hal böyle olunca davanın açılmasına davalıların sebep olduğu gerekçesi ile yargılama giderleriyle sorumlu tutulmaları isabetli değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/1622, K. 2012/7026, 30 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama