KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/3691 E., 2012/10675 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
- DAVACI (3.Kişi)
- ...
Karar Metni
539 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
...
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişiler vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Bakırköy 2.İcra Müdürlüğü’nün 2011/539 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/785 sayılı Talimat dosyasında yapılan 14.02.2011 günlü hacze konu menkullerin bir kısmının davacı üçüncü kişi şirkete ait olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, ayrıca ödeme emri tebligatı yapılmadan haciz uygulandığını, mahcuzların bir kısmının davacılara ait demirbaş eşya olması nedeni ile delil tespiti isteminde bulunduklarını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, haczin takip borçlusu şirketin kiracı olarak faaliyet gösterdiği yerde yapıldığını, borçlu vekilinin mal beyanı dilekçesi vermesi nedeni ile haczin geçerli olduğunu, davacı tarafın ispat yükü altında bulunduğunu belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu 14.02.2011 günlü hacze konu mahcuzlara ilişkin istihkak iddia edildiği, ancak 12.10.2011 tarihli duruşmada verilen kesin
../... -2- 2012/3691 2012/10675
süre içinde delillerin dosyaya sunulmadığı, istihkak davasının kanıtlanamadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre takip alacaklısı istihkak davasının açılmasından sonra ancak hükümden önce icra dosyasına yaptığı 09.08.2011 tarihli başvuru ile alacağı fer’ileri ile birlikte... isimli şahsa devrettiğini, adı geçen şahıs da alacağı temlik aldığını beyan etmiştir. Alacağın temliki, borç ilişkisinden doğan belli bir talep hakkının devrine yönelik olarak, alacaklı ile onu devralan üçüncü kişi arasında, borçlunun rızası aranmaksızın yapılan ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan
şekle bağlı bir sözleşmedir. Alacağın temliki ile birlikte borcun ödenmesini istemek hakkı da yeni alacaklıya geçer. Bu kurum, Borçlar Hukukumuzda düzenlenmiştir, buna göre temlikin geçerli olabilmesi için borçlunun rızasının alınmasına veya borçluya bilgi verilmesine gerek yoktur.
Diğer yandan, alacağın temlikinin geçerli olabilmesi için; (a)bir alacağın mevcudiyeti, (b) sözleşmeye bağlanması, (c)temlik edenin tasarrufa yetkili olması, (d) temlikin yasaklanmamış olması gereklidir (BK’nun 162–172. maddesi). Temlik edilemeyecek haklar Yasa’da istisnai olarak sayılmıştır. İş sahibinin hizmet borcu, ariyet alan kimsenin veya hâsılat kiracısının söz konusu malı kullanma hakları, nişanın bozulması halinde manevi tazminat hakkı bunlardan bir kaçıdır.
Somut olayda, takip alacaklısı yazılı sözleşme ile icra takibine konu edilen bonodan doğan alacağını feri’ileri ile birlikte vadesi geçtikten sonra, yazılı olarak temlik alacaklısına devretmiştir. Temlik yasağı ya da temlikin geçerli olabilmesi için borçlunun rızası şartı bulunmamaktadır. Devre konu yapılan alacak, Yasa’da sayılan ve devri mümkün olmayan alacaklardan da değildir.
Geçerli bir temlik sözleşmesi ile alacağı devralan kişi asıl alacaklının yerine geçerek duruşmaları takip etmek hakkına sahiptir. Mahkemece öncelikle geçerli bir temlikin bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli ve temlik alacaklısına duruşmaları takip etme olanağı sağlanmalıdır.
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan ve taraf teşkili sağlanmadan işin esasına yönelik yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur. ../... -3- 2012/3691 2012/10675
2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/3691, K. 2012/10675, 8 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama