KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2015/18920 E., 2018/5035 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
428 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- KARAR -
Davacı alacaklı vekili, borçlu davalı ... hakkında takipler başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını 11.05.2009 tarihinde diğer davalı ...'ya sattığını, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekilleri ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde, satışın gerçek olduğunu, muvazaanın söz konusu olmadığını, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından değerinden daha düşük fiyatla alındığının ispatlanmadığı, zira mahallinde keşif için avans yatırılmadığı, bu yönde delil değerlendirmediği ve davacının davasını ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.'nun 27.7 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıda yazılı bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-... ve İflas Kanunu'nun 277. ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, aciz halinde olan borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri ... yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu davalarını görülebilmesi için diğer dava koşullarının yanında borçlunun aciz halinin bulunması gereklidir.
Somut olayda, dava dayanağı takip dosyasından borçlunun adresinde yapılmış bir haciz bulunmadığı gibi aciz belgesi de sunulmamıştır.
Bu halde, davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilerek, davalılar yararına karar tarihinde yürürlükte olan Avutaklık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ne varki,bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK'nin geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nin 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiş,
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/18920, K. 2018/5035, 15 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama