KÜNYE
17. Hukuk Dairesi 2016/10512 E., 2019/4364 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
270 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm, davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü;
-K A R A R-
Davacı vekili; 18.12.2014 tarihinde meydana gelen kazada davacıların desteği Hüseyin'in vefat ettiğini belirterek, 1.000,00'er TL destek tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini yargılama esnasında Apte için 32.214,22 TL, Musa için 26.406,99 TL olarak arttırmıştır.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile Apte için 32.214,22 TL, Musa için 26.406,99 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın “Sigortanın Kapsamı” başlıklı A-1. maddesindeki, “Sigortacı, bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen
hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde düzenlemesi karşısında, araç işleteni olan (sigortalı) davacı ...'nın kendisinin üçüncü kişilere karşı hukuki sorumluluğunu teminat altına alan davalı ... şirketinden tazminat talep edemeyeceği gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/10512, K. 2019/4364, 9 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama