KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2006/9517 E., 2007/3227 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mart 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
328 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacılar vekili, müvekkillerinin sahibi olduğu şirket ile davalının şirketi arasında otel mefrusatıyla ilgili alış-veriş yapıldığını, satın alınan faturalı mallara karşılık müvekkillerinin borçlu ve kefil olarak şahsi imzalarını taşıyan 3 adet toplam 35.000 DM bedelli senetler verildiğini, senet bedellerinin tamamının banka havalesi ve makbuz karşılığında ödenmesine, bir kısım fatura konusu malların ise iade edilmesine rağmen bu senetlerin davalı tarafça icra takibine konulduğunu belirterek senetlerden dolayı borçlu olmadıklarının tesbitine, icra takibinin iptaline ve %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki otel malzemesi satımı anlaşması ve imzalanan protokol çerçevesinde 14 adet toplam 162.053 DM tutarlı bonolar düzenlendiğini, davacı tarafın ileri sürdüğü ödemelerin takip konusu bonolarla ilgili olmayıp toplam borca mahsuben yapıldığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında alım-satımdan kaynaklanan alacak- borç ilişkisi bulunduğu, dosyaya sunulan kayıt ve belgelerin ödeme konusunda tam bir sonuç vermediğini, davacının diğer delillerle birlikte tacir olan davalının ticari defter ve kayıtlarına dayandığı, ancak davalı tarafın defter ibrazından kaçındığı ve davacıların TTK.’nun 83.maddesi gereğince yemin ifa etmekle ödeme iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisinin 13.2.1996 tarihli protokol ile belirlenerek senetlere bağlandığı, dava konusu bonolar ile dava dışı bonoların bu protokol çerçevesinde davacı tarafça davalıya verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, söz konusu protokol tarihi itibariyle belirlenen alacak ve yapılan ödemeler ile ilgili taraflara delillerini ibraz olanağı tanınarak gerektiğinde uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2006/9517, K. 2007/3227, 30 Mart 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama