KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2007/10349 E., 2008/4765 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
310 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde dahili davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı, davalı ile aralarındaki ilişki kapsamında davalıdan aldığı avansa karşılık 10.000 YTL bedelli boş bir bonoyu keşide ederek teminat amacıyla davalıya verdiğini, davalıya malı vererek borcu kalmadığı halde davalının teminat vasfı sona eren bonoyu dava dışı ... isimli kişiye kendi borcuna karşılık verdiğini ve bu kişinin de bonoya dayalı olarak müvekkili aleyhine takip başlattığını belirterek, bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Yargılama sürerken davacı ...’yi davaya dahil etmiştir. Davalı ..., davacı iddialarını doğrulayarak bononun bedelsiz kaldığını savunmuştur.
Dahili davalı ... vekili müvekkilince davacıya davalı ... vasıtasıyla 10.000 YTL borç para verilmesi neticesinde davaya konu bononun alındığını ve karşılığının da ödenmediğini, davacı ve davalı beyanlarının doğru olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacı yanca kanıtlanan davanın kabulüyle takibe konu edilen bononun teminat senedi olup davacı yanca karşılığında mal verilmesi sonucu bedelsiz kaldığı ve böylece davacının davalılara borçlu bulunmadığının tesbitine karar verilmiş, hüküm dahili davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, bonoya dayalı menfi tespit davası olup ... aleyhine açılmıştır. Davalı olarak gösterilen ...’ün dava konusu senette herhangi bir sıfatı bulunmamaktadır.Her ne kadar bononun lehdarı olan ... yargılama sırasında davaya katılmış ise de, ıslah yoluyla da olsa hasım değiştirilemeyeceğinden ve dahili dava dilekçesinde harcı yatırılmadığı için bu dilekçede yer alan talebin ayrı açılıp birleştirilen bir dava olarak nitelendirilmesi de düşünülemeyeceğinden adı geçenin davada taraf sıfatını kazandığı kabul edilemez. Davanın tarafı olmayan kişi yönünden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2007/10349, K. 2008/4765, 2 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama