KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2007/6271 E., 2008/1569 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
371 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, takibe konu senedin tanzim tarihi üzerinde tahrifat yapıldığından bono hükmünde olmayıp, adi senet olduğunu, geçerli bir bono olarak kabul edilse bile söz konusu senedin borç senedi olmayıp, hatır senedi olduğunu iddia ederek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, senet üzerinde tahrifat yapılmadığını, tanzim tarihinin bulunduğunu, senedin hatır senedi olmayıp borç senedi olduğunu, davacının iddiasını kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davaya konu senedin kambiyo senedi unsurlarını taşıdığı, senette malen kaydının bulunduğu, bu kaydın aksini iddia eden davacının bu iddiasını kanıtlaması gerektiği, senedin ticari defterlerinde kaydının bulunmamasının davalı aleyhine delil teşkil etmeyeceği, davacının senedin hatır senedi olduğu yönündeki iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine ve asıl alacak üzerinden % 40 tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-İİK.’ nun 72/ 4. maddesi hükmüne göre menfi tespit davasının reddi üzerine davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için dava sırasında verilip, uygulanan bir ihtiyati tedbir kararı ile alacaklının alacağını geç almasına sebebiyet vermiş olmalıdır.
Somut olayda ihtiyati tedbir kararı alındığı halde infaz edilmediği anlaşıldığından bu nedenle ihtiyati tedbir dolayısı ile alacağın geç alınmış olması hali söz konusu olmadığından İİK.’ nun 72/ 4. maddesindeki tazminat koşullarının bulunmaması nedeniyle tazminata hükmedilmemesi gerekirken hükmedilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.’ nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2007/6271, K. 2008/1569, 22 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama