KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2010/5361 E., 2011/1369 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Tarih
- 24.12.2009
- No
- 316-811
Karar Metni
497 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince duruşmasız, davacı vekilince de hernekadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, davanın miktarı itibarıyla bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada olan hesabından müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında bilgisayar korsanlığı suretiyle çekilen paranın bankadan tahsili için başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu, davalı bankanın İnternet yoluyla yapılan hırsızlık konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle sorumlu olduğunu bildirerek itirazın iptaline, takibin devamına, % 40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, İnternet korsanlarının bankanın sistemine girerek şifre bilgilerini elde etmesinin mümkün olmadığını, şifrenin herhangi bir banka personeli tarafından görüntülenemediğini, bankanın güvenli bir şifreleme sistemi kullandığını, davacının şifresinin güvenliğini sağlamayarak olaya sebebiyet verdiğini, şifrenin gizli tutulmasından davacının sorumlu olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, hernekadar dosya kapsamına göre, davacının şifresinin üçüncü şahıslarca ne şekilde ele geçirildiği tam olarak belirlenememişse de, büyük ihtimalle davacının bilgisayarına korsan yazılım göndermek suretiyle ele geçirildiği, böylelikle davacının gerekli önlemleri almayarak şifrenin üçüncü kişilerce ele geçirilmesine sebebiyet verdiği,
bankanın ise sahip olduğu teknolojik imkanlara ve diğer bankalarca kullanılan mevcut güvenlik sistemlerine sahip olmasına rağmen yeterli güvenlik önlemi almayarak davacının ele geçirilen şifresi ile işlem yapılmasına ve zararın doğumuna sebebiyet verdiğinden kusurlu olup, tarafların eşit kusurlu olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 5.450.-TL.asıl alacak, 35.43.-TL.işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.485.43.-TL.üzerinden devamına, hükmolunan tutarın % 40'ı olan 2.194.17.-TL.inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının izni ve bilgisi dışında İnternet yoluyla yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, yapılan işlemler nedeniyle davacının uğradığı zarardan kimin sorumlu olduğunun tespiti noktasında toplanmaktadır.
Davacının hesabından başka bir hesaba onun rızası olmaksızın İnternet aracılığı ile havaleler yapılması şeklinde gerçekleşen somut olayda, davacıya yüklenebilecek bir kusur somut delillerle kanıtlanabilmiş değildir.
Davalı bankanın, İnternet Bankacılığında günümüzün en son teknolojik gelişmelerinden yararlanmak suretiyle alması gereken güvenlik tedbirlerinin tümünü almamış olduğu, bundan dolayı davalının İnternet Bankacılığı sisteminde güvenlik zafiyeti oluştuğu bilirkişi raporunda yer alan açıklamalardan anlaşılmaktadır. Bankalar objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden doğan hafif kusurlarından dahi sorumludur.
Sadece davacıya veya yetkili kıldığı kişiye ödeme yapmakla borcundan kurtulması mümkün olan bankanın davacı hesabından çekilen paranın tamamından sorumlu tutulması gerekir.
Davacının izni ve bilgisi dışında hesabındaki paranın 3.kişi tarafından sahtecilik yoluyla başka bir hesaba aktarılarak çekilmesi vakıası, bankanın objektif özen yükümlülüğünün ihlali ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının kurulmasına yeterli olan olgular olup, B.K.nun 100.maddesi hükmünün koşulları oluşmuştur. Tüm kusur bankada olduğu halde yazılı gerekçeyle davacının müterafik kusurlu olarak kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2010/5361, K. 2011/1369, 7 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama