KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2012/295 E., 2012/6024 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
274 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılardan ... vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalı ... tarafından takibe konulan bonodaki imzanın müvekkiline ait bulunmadığını, hakedişleri üzerine konulan hacizler sebebi ile takipten haberi olduğunu, senedi davalıların birlikte düzenlediklerini, müvekkiline ait dava dışı senedi icra takibine koyan davalıya vererek ödediğini ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile ödenilen 7.000.-TL.nin faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacıya haciz baskısı uygulamadığını, ödeme emri tebliğinden sonra imzaya itirazını bildirmeden müvekkiline çek verdiğini, müvekkilinin iyiniyetli 3.şahıs olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, davalının senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile bu senetten dolayı tahsil edilen 7.000.-TL.nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile geri alınmasına karar verilmiş, hüküm davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
Her ne kadar davaya ve takibe konu 13.03.2008 düzenleme, 21.04.2008 vade tarihli 12.000.-TL.lik, keşidecisi davacı ... olan bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olmadığı imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporları ile saptanmış ise de; dosyaya davalı tarafından sunulduğu anlaşılan ve cevap dilekçesinde de bahsettiği 14.05.2008 tarihli davacı borçlu ... imzasını taşıyan “BELGE” başlıklı belge içeriğinden, anılan bonoya dayalı takip sebebiyle çek verildiğinin kabul edildiği görülmüştür. Bu durumda mahkemece belirtilen 14.05.2008 tarihli belgenin davaya etkisi üzerinde durulup tartışılarak, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2012/295, K. 2012/6024, 10 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama